banner505

banner503

banner504

BİR DEVRİN VE BİR ŞEHRİN MUHTEŞEM ÖĞRETMENİ

13 Haziran 2017 Salı 12:28
Bu haber 1583 kez okundu

Herkesle göz ve gönül teması kurmayı başaran, gönül dostu; SANDAL HOCA

BİR DEVRİN VE BİR ŞEHRİN MUHTEŞEM ÖĞRETMENİ
 Asıl adı Osman Sandaloğlu… Lakin yakınları ve halk ona kısaca SANDAL HOCA derdi. Eskiden Maraş’ta zade ünvanı çok kullanılırdı. Zade’ler vardı, zengin, büyük ve asil aileler. Onlar için kullanılırdı. Merhum Osman Sandaloğlu için de, ‘Sandalzade Osman Efendi’ denilirdi. Çünkü o bir müderristi, o bir semboldü, o bir ekoldü, o bir öğretmen, o bir gönül dostuydu.

 

Ne zaman ki araştırmacı-yazar hemşehrimiz Vehbi Vakkasoğlu O’nu geçtiğimiz günlerde Tv 5’de anlattı, zaten Kahramanmaraş tanıyordu, tüm Türkiye ve dünya daha yakından tanıma fırsatı buldu. Çünkü Sandal Hoca, Vakkasoğlu’nun ifadesiyle “Camide imam, okulda öğretmendi, talebesi bütün şehir, cemaati herkesti. Koyamadı girmedik hiçbir gönül, memlekete nimetti…”

Sandal Hoca, İstiklal Harbi gazilerinden. Ilımlı, imanlı, mübarek bir adamdı. Anasından hoca doğmuş sanki. Memurluğu da var, ki uzun seneler nikah memurluğu görevini de sürdürmüş. Binlerce çiftin mutluluğuna şahit ve duacı olmuş.

Cami yapmanın, hatta tamir dahi etmenin yasak olduğu bir dönemde, şahsi itibarını ve yetkilerle kurduğu iyi ilişkileri nedeniyle ve bu sayede aldığı özel izinle Çukuroba Camii’ni yeniden yaptırmış. (1939) Camiye sevgisini katmış. Yazar Vakkasoğlu, Sandal Hoca için; “Şükürler olsun ki ben de Hocaefendinin son talebelerinden oldum.” demiştir.

Türkiye’de açılan ilk 7 imam hatip okulundan birinin kurucu müdürü ve öğretmeni olmuş. Vehbi Vakkasoğlu, Ahmet Taşgetiren, Abdurahman Dilipak, İsmet Karaokur, Kenan Seyithanoğlu, Hüseyin Bahar gibi tanıdık isimler, o mübarek insanın talebesi olmuşlar.

 

Lİ KÜLLİ MEKANIM MEKAL VE Lİ KÜLLİ ORMANIN ÇAKAL

Tercümesi şu; Her makama göre söz, her ormana göre de çakal vardır. O nedenle, zaman zaman öğrencilerine sopanın ucunu da göstermekten geri kalmazdı. “Eski sanatımı elime aldırmayın!”  diyerek de uyarırdı öğrencilerini.

Ancak o, yaşamı boyunca, gerek öğrencilerini, çevresindeki dostlarını hep sevgiyle kucakladı, besledi. Gönül kapasını hiç kapatmadı, nöbetçi dikmedi. Cami cemaatini takip eder, gelmeyenin de peşine düşerdi.  

Bakın, merhum Kenan Seyithanoğlu da merhum Sandal Hoca için bir dörtlüğünde ne demişti;

Bir bir çözebilmek hocalık hallerini,

Sormak gibidir bülbüle ses tellerini,

Öpmekle şeref duyduk Sandal Hocamız,

El hak, o mübarek, o tertemiz ellerini…

 

SANDAL HOCA İMAM HATİP OKULU

Cumhuriyet ile birlikte kravat takma modası başladı Anadolu’da. Bilhassa memurlar ve talebeler için mecburiyet getirilmişti. Modernliğin sembolü diyorlardı ki Kahramanmaraş halkı da ‘medeniyet yuları’ derdi kravat için. Önce Sandal Hoca ve bir gurup karşı çıktı, takmadılar. Ama bir gün kravat takıp camiye geldiğinde, cemaat yadırgadı bunu. Hatta bir gün cami önünde beklerken, bir askeri jeep gelmiş, önünde duruvermiş. Jeepten çıkan komutan, Sandal Hoca’ya kim olduğunu sormuş, karşılığında, “Ben bu caminin imamıyım” cevabını alınca komutan şaşırmış. Çünkü onun dünyasında hiç kravatlı hoca olmamış.

Milli ve manevi değerlere önem veren Sandal Hoca, Sultan Abdülmecit tarafından, engin ve düzgün karakteri sebebiyle beraat ile ödüllendirilmiş, yani takdir belgesi almış.

Farsça ve Arapça da bilen Sandal Hoca’nın hatırasını ve ismini yaşatmak için, şimdi yetkililere d üşen, onun ismini bir imam hatip okuluna vermek olmalı. Hatta bir sohbet esnasında Onikişuat Belediye Başkanı Hanefi Mahçiçek, Batıpark’taki okula Sandal Hoca’nın adının verileceğini dahi müjdelemişti.  Lakin torunu Selahaddin Sandaloğlu’nun gönlü, Kısıkkaya’daki imam hatip okuluna dedesinin adının verilmesinden yana… Daha anlamlı olur diye…

Yorum Gönder