Valiler tayt giyemez mi?

İşgüzarlık bedenimize kene gibi yapışmış, ruhumuza sinmiş.

Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli’nin yol bisikleti kullanması, sosyal medyaya sportif videolar yüklemesi ve kentte bisiklet festivali düzenlemesi bugüne kadar kimseyi rahatsız etmiyordu.

Kendi ilinin sorunlarının çözümünde ciddi pay sahibi olmuş gibi, kendi şehrinin tüm sorunlarını bilmiyorum, sanki vakıf olmuş gibi, çözümü için sesini Meclis kürsüsünde dile getirmiş gibi, kendi şehrinin bütün sorunlarını çözmüş gibi ne zaman ki CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Meclis kürsüsünden “Böyle taytlı vali olur mu?” diyerek durumu gündeme getirdi, tartışmanın rengi değişti.

Neymiş, sayın Vali bisiklete binerken tayt giymiş. Ne yani, takım elbise ile mi bisiklete binseydi, bu adam vali diye spor yapma hakkı yok mu, bisiklete binemez mi? Size oy verenlere yaranacağım diye tutup bir insanın özel hayatını deşifre etmeye utanmıyor musunuz?

*

Önce CHP’li milletvekilinin siyasi cephesini öğrendik, ardından bu çıkışın arkasındaki yerel rekabet dinamiklerine baktık; yerel gruplarda, Karslı siyasetçilerin Ardahan’ın bu müthiş turizm atağından ve valinin popülaritesinden rahatsız olduğu için bu hamlenin yapıldığının konuşulduğunu öğrendik. Hükümete yakın hesaplar ise valinin makama eşofmanla gelmesini gündeme taşıyıp ‘sorun tayt değil, vali ağırlığı’ tezini işlemeye başlamaları bu yüzden.

*

O sayın Vali halkı ile barışık mı, siyasi irade ile koordineli çalışıp, hizmet ettiği şehrinin sorunlarının çözümü için elini taşın altına koyuyor mu, kurumun itibarını zedeliyor mu, milli servetleri heba ediyor, devlet kurumuna zarar veriyor mu, ona bakın!

Eeee, o yok, ne var, vali tayt giymiş! Takım elbise giyseydi, ya da mayo ile dolaşsaydı hoşunuza mı gidecekti. O zaman adı modern valiye, çağdaş valiye çıkacaktı, siz de keyiflenecektiniz, öyle mi?

Yahu bir gidin işinize be!

*

Aslında bu tartışmanın derinlerinde yatan şey, bizim devleti zihnimizde nereye konumlandırdığımız ve ondan ne beklediğimiz. Devletin şefkatli elini vatandaşın, halkın üzerinden eksik etmiyorsa bırak tayt da giysin, bisiklete de binsin!

Sana ne, bana ne!

Devlete yarı kutsiyet atfetmeyi sevenlerimiz, onun temsilcilerini her şeyin üstünde, hatadan ve insani hallerden münezzeh görmek istiyor. Çatık kaşlı, çoğu zaman merhametsiz, genelde insani özellik taşımayan, seven ama severken döven bir devlet figürünü bilinçaltımıza kazıdık.

En büyük mülki amirlerinde özel hayatları olmalı.

*

Yahu kardeşim, devlet asık suratlı, sert ve korkunç bir şey olmak zorunda mı? Devlet güler yüzlü, aktif, sportif, daha ‘bizden’, bize yakın ve neşeli olamaz mı? Bir valinin bisiklete binmesinin, spor yapmasının, halkın içine eşofmanla karışmasının devletin kibrine ve ciddiyetine ne ziyanı var?

Tam aksine, mermer koridorlara hapsolmuş, halkına yukarıdan bakan o arkaik devlet modelini kırmak için bu adımlar birer fırsattır. Biz devletin sırtındaki o korkutucu ve kalın kaşlı zırhı indirmeden, bireyin özgürleşmesini de yerel kalkınmayı da konuşamayız. Tayt giyen bir vali bu ülkeyi batırmaz ama devleti insanlaştırdığı için belki de çok şey kazandırır.

*

Bizim valimiz mesela. Sayın Mükerrem Ünlüer.

Sempatik, güler yüzlü, halkta karşılığı olan bir mülki amir. Kendisiyle barışık, toplumla barışık, şehrimizin deprem sonrası ayağa kalkması için gecesini gündüzüne katan bir idareci, munis bir karaktere sahip bürokrat iken, tayt giydi diye, bisiklete bindi diye eleştirirsem, kul hakkına girer, Allah çarpar adamı yahu?

Sayın Valimizle gurur duyuyor.

Rabbim devletimize, milletimize zeval vermesin!

Vatandaşla göz hizasına gelen, gülümseyen devlet fikrinden bu kadar korkmamak lazım.