Öteden beri yazılır, söylenir, ki ben de sık kullanırım. Aslında saf olmak, iyi niyetli davranmak, yardımlaşmayı sevmek, iyilikte bulunmak enayilik değil. Bir yüce erdem, bir karakter büyüklüğü.

Dedim ya yukarıda, sık sık duyar, söylerim, ‘Enayiler olmazsa açıkgözler acından ölür!’

Bu kadarmış. Evet, ne yazık ki toplumda, içimizde, sağımızda solumuzda yaptığımız iyilikleri, yardımları enayilik olarak yorumlayanlar çıkıyormuş.

*

Birine borç para verirsin, adam ödemez, sallar da sallar, oysa ödeyecek gücü de varken, istediğinde senden kötüsü yoktur, birine anlatsan, ‘enayisin sen!’ derler.

Birine kefil olursun. İyilik için, Allah rızası için. Ya evlenecektir, ya ailesinin önemli bir ihtiyacını giderecektir, ya da geçimi için iş kuracaktır, sonra başın beladan, sıkıntıdan kurtulamayacak, iyi mi?

‘kefilin ya saçı ya sakalı’ derler ya, bir yuvayı kurmak, dağılmak üzere olan bir aileyi kurtarmak niyetiyle kefil olursun, tamam işte, başına belayı musallat ettin demektir.

Artık öyle! Kadir kıymet bilen kalmadı.

*

Geçmişte kaldı o dönemler. Söz vardı, güven vardı, itibar vardı. Söz senetti. Şimdi ne söz kaldı güvenilecek, ne adam kaldı kefil olunacak.

Ha, birinin suratını görmek, arkadaşlığını sürdürmek istemiyorsan, ona borç vereceksin. Verince de elini-ayağını çekeceksin o paradan. O da ödememek içini zaten can atıyor, yanına yaklaşmaz, görse tanımazdan gelir, kaldırım değiştirir yürürken.

Aman uzak olsun!

*

Birini seversin, sayarsın. Candan dersin, samimi dersin, dost dersin. İnanır ve güvenirsin. Meğer niyeti seni kıdım kıdım soymakmış. Nazlanır, cilve yapar, her istediğini aldırır, seni kaz gibi yolmak içini çıkmış yola meğerse, sen de farkında değilsin, gözün de bir şey görmüyor, harca da harca, istekleri bitmiyor. Sevgisi, yaklaşımı, cilveleri meğerse sahteymiş, çıkara dayalıymış.

Uyanıyorsun ama nafile. Atı alan Üsküdar’ı geçiyor.

*

Adam 9 kişiyi dolandırmak suçundan hakimin karşısına çıkmış. Hakim sanığa, “Dosyana baktım, şu yanında duran arkadaşını 9 kez dolandırmakla suçlanıyorsun. İşte, sana iyilik eden, sana borç para veren, sana kefili olan şu arkadaşını bir daha dolandırmışsın. Bu senin 10’uncu suçun. Ne diyecek, ne cevap vereceksin!”

Dolandırıcı gayet pişkin, arsız, dolandırdığı adama, bir de hakime bakıp, “Ne deyim sayın hakimim, enayiliğine doymasın!” demiş.

Bu kadar basit, bu kadar ucuz hayatlar! Ve insanlık!

*

Geçenlerde, şair ve yazar sevgili Ahmet Süreyya Durna’nın sayfasında okudum, yaşadıklarından kesitler sunmuş özetleyerek de, arkasından rahmetli Hasan Celal Güzel’in o akıllara mıh gibi çakılan sözünü hatırlatmış, “Ben aslında iyi bir enayiyim!”