Eskidenmiş o. Şimdi evinin bahçesinde, avlusunda kışa katık olsun diye bulgur kaynatan da kalmadı. Hedik yiyen de. Şimdi her şey paran varsa hazır marketlerde, çarşıda-pazarda. Sonra kim uğraşacak bulgur kaynatmakla. Millet başka bir şeyler kaynatıyor şimdi.

Hem de göbeğini kaşıya kaşıya!

Hele bizim şehrimizde, bırak bulgur kaynatmayı, fitneyi, yalanı, üçkâğıdı, riyayı kaynatıyorlar. Dedikodu gazetesinin başyazarına döndü millet! Tirajı da maşallah, büyük mü büyük! Yukarıda söyle, aşağı da sen de inan!

O haldeyiz yani.

*

Baştan yazayım da maraza çıkmasın, bir kere ahlak diye bir şey kalmadı. Çıplaklık moda, tekstil fabrikaları ondan zarar ediyor muhtemelen! Moda diye göbeğini ve göğsünü sergilemeyen kalmadı.

Toplumsal ahlakı bir kenara koydum da şöyle, ne ticari ahlak kaldı, ne siyasi. Evlat ana-babaya nanik atma derdinde, esnaf vatandaşı kazıklama hevesinde. Kurumlar tamamen siyasallaşınca, kurumsal kimlikler de dumura uğradı, işinde gücünde olan yok, olan da bir elinde tığ ince oyası, birinin elinde cep telefonu dünyayı dolaşıyor.

Vatandaş gelse karşısına, başını bile kaldırmıyor, “Bugün git yarın gel” sözünü ezberlemiş ya, dalgasına bakıyor. Ya da “Sistem yok şuan, kapalı. Bakamam!” diye başından atıyor vatandaşı.

Kendi ya sevgilisiyle sohbette, ya da sosyal medyanın esiri…

İşini ciddi yapan yok!

*

Malik Ejder Hazretleri'nin “Ey Maraşlılar, iki yakanız bir araya gelmesin!” diye beddua etti de ondan mı iki yakamız bir araya gelemiyor, ya da tutunduğumuz dal elimizde kalıyor veya açtığımız kapılar suratımıza kapanıyor, bilemedim gitti…

En çok da sen il başkanı olunca teşkilat ile seçmen arasına duvar örüldü. Eskiden davasının adamı, eskiden gönülden bağlı olan seçmen kitlesi, şimdi işi paraya döktü, "Oğlumu-kızımı işe alırsan oy var!” demeye başladı, gönüllülük siyaseti menfaate evrildi.

Eh, bir partinin teşkilat başkanı olmak cesareti ster, feraset ister, fedakarlık ister. Para harcamak ister. E, bu da sende yoksa ne diye koltuğu işgal ettiğini sorgular elin adamı.

Yoksa girmeyeceksin! Karnının doymayacağını bildiğin sofraya oturmadığın bir tarafa, zaten seni tanıdıktan sonra, tanıştıktan sonra, bu şehrin iki yakası bir araya gelmedi.

Mahalleler, sokaklar, caddeler, bulvarlar ve asfaltlar tamam da, gönüllülük siyasetini siz bitirdiniz. Herkes çıkarını düşünmeye başladı. Olmayınca, bir şey veremeyince, seçmen kaldırım değiştiriyor, telefonuna çıkmıyor, görse selam vermekten imtina ediyor!

717496527 26926435086977843 2711916164582852351 N

Ünlü ozan-şairimiz merhum Abdurrahim Karakoç'un bu şiiri de Vatan, Millet, Sakarya diye diye halkı kandıran, soyan, cebini dolduran, hizmet etmek bir yana, yolsuzluk ve usulsüzlükleri ile nam salan bilumum başkanlara kapak olsun.

Milleti dinden imandan soğuttuğunuz gibi, partiden davadan da soğuttunuz!