Dulkadiroğlu Belediyesinin mümtaz Başkanı sayın Mehmet Akpınar’ın her yazısı, (ki maşallahı var, böyle giderse bizim meslek elden gidecek, hızına yetişmek mümkün değil) bir belgesel, bir mesaj, bir uyarı niteliğinde olunca, okuyucunun da ilgisini çekiyor.
Çok ilginç tespitleri var. Asaleti tarif ederken, başkalarını basamak yaparak yükselenlerin de aynı hızla aşağı ineceklerine vurgu yapıyor, asıl asaletin kendi meziyetleriyle, ahlakıyla, emeği ve erdemli tutum ve davranışları ile yükselmek olduğunu işaret ediyor.
*
Geçen hafta, bir televizyon kanalında izleyicisi ile buluşan ‘Aşk ve Taht’ dizisinde kulağıma hoş gelen cümleler vardı ki, kayıtsız kalamazdım, oturdum tek tek notlar almaya çalıştım. Biri şöyleydi; ‘Taht, layık olanların üzerinde yükselir. Taht boş bırakmaya gelmez, yoksa kuzgunlar üşüşür!’
Müthiş bir yaklaşım.
Evet, yükseklerden uçan, kilometrelerce uzaktan avını görüp imha eden kartalların kafese sığmayacağını herkes biliyor. Şuradan yola çıkarak belirtmek istersem, sevgili Başkanım Mehmet Akpınar da kafesine sığmayan bir kartal gibi.
Duruşu, tavırları, sık olmasa da sinirlendiğinde insanın tüylerini diken diken eden bakışları, söylemleri, dilinden dökülen belgesel, mesaj niteliğindeki cümlelerle enginlere sığmayan kartaldan farkı yok!
*
Haddini aşanın akıbeti hayır olmaz. O’nun siyasete bakış açısı çok farklı. Başka pencerelerden seyrediyor dışarıyı. Kimsenin görmediklerini, belki de görmek istemediklerini görüyor, günümüz siyasetinde rakibinin yanlışını büyütmek, açığını aramak, sözünü çarpıtmak, onun üzerinden kendine alan açmayı maharet kabul eden sisteme, anlayışa karşı çıkıyor.
Rakibini, başkasını küçümseyenin büyüdüğünü gören olmadı. Ve de O, tarihsel bir tarihsel bir hatıradan yola çıkarak özetlemeye çalışırken, bazen insanın karşısındakinin davasını benimsemezse de, onun cesaretini, mertliğini ve şahsiyetini teslim edebileceğini ileri sürüyor.
*
Zaferden önce ahlak var. Ahlak yoksa, elde edilen zaferinde bir kıymeti harbiyesi yok. Birine kızabilirsiniz, mücadele de edebilirsiniz, yanlışını suratına çarparak da söyleyebilirsiniz, fakat iftira kötü şey. Günahı çok. Çünkü herkesin bir onuru, haysiyeti var. Ki kişileri yücelten haysiyetidir, tuttuğu takım değil, gönül verdiği parti hiç değil.
Bir davan varsa, hak için, hukuk için, adalet için yola çıktıysan, nefsini karıştırmayacaksın!
Yoksa hak mücadelen nefis mücadelesine döner ki, resmen yolun sonundasın demektir aziz dostum!
İşte, kafesine sığmayan, yükseklerden uçmaya niyetlenen sevgili mümtaz başkanım Mehmet Akpınar’ın demek istediği tam da bunlardı.
‘Asil azmaz, bal kokmaz!’ diyorsak bir bildiğimiz vardır!