Bu ülkede bir ekmek, bir dilim tatlı çalanlar bile aylarca, senelerce mahkum edilirken, suç ve suça meyilli insan sayısının her geçen gün arttığı Türkiye’de, özellikle son senelerde ve özellikle ve her nedense yaz aylarında orman yangınları arttıkça artar!
Geleceğimizi yakanlara toplum olarak ‘dur!’ demeliyiz. Fakat artıyor.
*
Artar ve bilmem kaç futbol sahası büyüklüğündeki yeşil hayatlar küle döner. Ülkenin olduğu kadar şehrimizin de enerji ve oksijen deposu ormanlarımız yanarken, piknikçilerin, bir sigara izmaritinin, bir anız yakan müptezellerin sebebiyet verdiği orman yangınları ardından yeşil alanlarımız, dağlarımız ne yazık ki yeşilden griye renk değiştiriyor.

Aslında yanan ciğerlerimiz, enerji depolarımız. Her ne hikmetse hep de yaz aylarında yanar ormanlarımız. Kimisi piknikçilere bağlar, kimisi anız yakmalarına getirir, kimisi de sıcak hava sebebiyle ağaçların çabuk tutuşabileceğini iddia etse de, bu pek mantıklı gelmiyor.
Ama bir gizli el ormanlara zarar veriyor, yakıyor.
*
Şehrimizde de yaşandı zaman zaman. Orman Bölge Müdürümüze sormak gerek, bu yaz mevsiminde kaç hektarlık alan yandı, küle döndü. Yanan alanlar için ne yapıldı, birilerine peşkeş mi çekildi, yoksa yerine ağaçlandırma mı yapıldı, bilmiyoruz.
Orman Bölge Müdürlüğü bu konuda bir açıklama yaparsa yerinde olur. Zira insanoğlu her orman yangınına kuşku ile bakarken, vicdanlar da beraberinde yanarken, yetkili ve etkili kimseler seyirci kalmamalı.
*
Kaç kişi yakalandı, haklarında ne gibi yaptırımlar gerçekleşti, sır gibi saklanıyorsa, bunun altında ‘acaba…’lar dolaşır.
Yeşil alanların oranı her geçen gün azalırken, insaf sahipleri, en çok da piknikçiler, anız yakmaya hevesli olanlar, lütfen yeşile kıymayın, ormanlarımıza zarar vermeyin, doğayı kirletmeyin, yeşilden griye çevirmeyin!
Acıyın!
Bir gün sizin de ocağınıza ateş düştüğünde size de acıyan çıkmayacaktır.