Yakın zamanda bir yerde, bir yemekte zehirlendim. Bildiğiniz gıda zehirlenmesi. Gittim, geldim. O kadar kötüydüm. Direndim, dikkat ettim, çok şükür hayata tutundum, röveşata ile fileleri havalandırdım.
Şimdi iyiyim, toparlandım, eski sağlıma kavuştum. Arayıp geçmiş olsun diyen dostlara teşekkür ediyorum.
*
Futbol oynayan, futbol tutkunu kimse ve futbolu sevenler bilir, röveşata bir topa vuruş şekli. Biraz da havalı, çokça da taraftarın gönlünü ısıtan vuruş tarzı.
Başrolünü Tom Hanks’in oynadığı, İsveçli yazar Fredrik Backman’ın romanından filme uyarlanan eser.
Romanda varoluş ve haliyle ‘ben bu hayatın neresindeyim?’ sorusuna cevap aranır. Roman kahramanı sadece yalnızlıkla savaşmıyor, şunu anlatmaya çalışıyor; ‘Ben neden buradayım ve bu hayat bana neden böyle davranıyor?”
*
Röveşata ile gol atmak ayrı bir yetenek ve cesaret ister. Romanda anlatılan röveşata bir futbol hareketi değil, insanın kaderine karşı bir meydan okumasıdır. Siz de çirkinliklere, yanlışlara, düzenbaz adamlara, üç kuruşluk imalat artıklarına, mesleği ayaklar altına alan, özgül ağırlığı olmayanlara meydan okuyorsanız, cesaretiniz varsa, röveşata ile gol atabiliyorsanız helal olsun!
Hayatın akışına ters hareket gösterebiliyorsanız, ki romanın en güçlü fikri şu; ‘İnsan, şartlarının ürünü olmak zorunda değildir…’
*
İnsan fakir olabilir, güçsüz-zayıf da olabilir, yalnız olabilir ama onurunu kaybettiği an gerçekten her şeyini kaybetmiştir.
İşadamı isen, gazeteci isen, siyasetçi veya belediye başkanı isen, serbest meslek mensubu, esnaf, herhangi bir sivil toplum kuruluşunun temsilcisi de olsan dahi, şunu bilin, bu yönüyle eser sadece bir dram değil, aynı zamanda bir ahlak metnidir.
*
Hep umuttan söz ederiz, yarına umutla bakarız değil mi? Aslında umut hayal değil, direncin ta kendisidir. Tabi ki umudunu koruyacaksın, ama hayata, seni üzen, yoran şartlara, öteki mahalleyi beğenmeyip, ‘süllümden endim, sözümden döndüm!’ diyen samimiyetsiz herkes dahil, hatta şarlatanlara karşı da dirençli olacaksın!
Dirençli olursan umut her zaman vardır!