banner1124
banner1125
Öne Çıkanlar MODERN SAĞLIK MERKEZLERİNE KAVUŞACAK YALNIZLAR İSTASYONU OKULLADA GIDA GÜVENLİĞİ EĞİTİMİ VERİLİYOR TANIDIR VE GEDEMENLİ AİLESİNİN MUTLU GÜNÜ İNSANI ÖLDÜRMEK İÇİN DEĞİL YAŞATMAK İÇİN VARDIR

Bu haber kez okundu.

CENAZE VE TAZİYE EVLERİ DÜĞÜN EVİNE DÖNMESİN!

Mesele şu…

Mustafa Poyraz  önemine kadar bu şehirde taziye evi yoktu. Bu geleneği başlatan ve sürdüren eski belediye başkanı sayın Mustafa Poyraz oldu, Fatih Erkoç döneminde de bu sosyal gelenek artarak devam etti.

Daha düne kadar, geleneğimizdi, cenazeler kendi evinden kaldırılır, ‘başsağlığı ve taziye dilekleri de evlerde gerçekleşir, insanların acıları paylaşılırdı. Zamanla gelenekler de kayboluyor demek ki, Poyraz döneminde bu şehir taziye evleri ile tanıştı. İnsanlar önce garipsediler, geleneği hatırladılar, yıllarını oturdukları eve veren insanların vefatında da cenazelerinin aynı evden kaldırılması toplumsal hassasiyet olarak kabul edilirken, taziye evleri bu kuralı, bu geleneği bozdu. Kısa süre sonra taziye evleri tuttu. Zengin fakir herkes, cenazelerinin defni ardından, yakınlarının, dostlarının ve arkadaşlarının başsağlığı dileklerini taziye evlerinde karşılar, kabul eder oldular.

YEMEK HADİSESİ

Bu nedenledir ki, taziye evlerinin sayısı arttı, neredeyse here mahalleye bir taziye evi düşmeye başladı.

Ancak zamanla bu gelenek, bu toplumsal ve sosyal dayanışma, yerini gösteriye, şova dönüştürdü.

İnsanların acılı zamanlarında, taziye ve başsağlığı için gelenlere yemek ikramı da bizim geleneklerimiz arasında yer alırken, bu iş evlerden taziye evlerine taşındı. Belediyeler de bu acıya katkı sağlamak düşüncesiyle, taziye evlerini cenaze sahiplerine 3 gün açık tuttu. Tüm ihtiyaçlar belediyeler tarafından karşılandı. Bu güzel bir hizmetti. Özellikle gariben, maddi imkanı elvermeyenler için…

Lakin öyle hale geldi ki, yemek olayı bir gösteriye dönüştü. Zenginler veya gariban kesim, acılarını unutup taziye evine gelen yemeklerin kimden geldiğinin listesine zaman ayırmaya başladı. Kim ne getirdi, kim az, kim çok getirdi. Bir lahmacun, bir dilim ekmek acıya katık edildi. O hale geldi ki, taziye evleri aş evine döndü. Garibanın taziyesine, başsağlığına gelen de az olur. Haliyle yemek sayısı da düşük olunca, özellikle cami cemaati ve çevre sakinleri yemek saatine gözetleyip-bekleyip, taziye evine doluşunca, yemek de kafi gelmeyince, bu kez cenaze sahibi imkanı ölçüsünde yemek getirtmeye başlıyordu. Olan var, olmayan vara hesabı, gelenler bunu bilemediğinden, sırf        karnını doyurmak için geldiklerinden cenaze sahibinin acısını kat be kat artırmaktan başka işe yaramıyorlardı.

GÜÇ GÖSTERİSİ ve  REZİLLİK DİZ BOYU..

Kalabalık fazla, yemek yetmeyince, cenaze sahibi utanıyor, yerdin dibine giriyor, maddi imkanı da elvermeyince, gelenler karşısında boynu bükük duruyordu. Bunu yaşayanlardan, bu rezilliğe ortak olanlardan biri de Mustafa Beyazbayrak idi. Zira çok uzağa gitmeye gerek yok, bir yemek olayı bile şova dönüşüyor, deyim yerindeyse cenaze evleri düğün evine çevriliyordu. Varlıklı kimseler gelen yemeklerle, kalabalıklarla ve para ile tutulan hocalarla övünürlerken, gariban kesim mahcubiyetinden yerin dibine giriyordu.

ADIYAMAN’DA TAZİYE EVLERİNDE YEMEK OLAYI YASAKLANDI…

Belki değil ki öyle, acısından misafirlerin boğazı ile ilgilenmeye fırsat bulamayan acılı ailelere yardım ve destek amaçlı komşularından, akrabalarından,  dost ve arkadaşlarından  gelen yemekler, güzel bir alışkanlıktı, gelenekti. Ancak bu geleneğin siyasi-bürokratik ve toplumsal şova dönüştürülmesi, toplumda farklılık yaratması açısından Adıyaman ilinde taziye evlerine yemek getirme yasaklandı belediyece.

Taziye evine bakıyorsun, aileden kimse yok içerde, ama yemek yemeye gelenlerin sayısı, iki tabak yemeğe yetmeyince, mahcubiyet, kırılganlık yaşanıyordu. Önerimiz; yemek olayının taziye evlerinden kaldırılması, yani yasaklanması…

Adıyaman örnek işte.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner1126

banner1127

banner1128

banner1129