banner746

SKANDAL VE İLAÇTA BÜYÜK VURGUN!

08 Ağustos 2018 Çarşamba 12:05
Bu haber 892 kez okundu

Geçtiğimiz aylarda bir yerel gazetenin gündeme getirdiği ve hasta olmayanları hasta gibi gösterip SGK’yi milyonlarca tl zarara uğratan dolandırıcılarla ilgili son iddia adına yüzbinlerce TL’lik ilaç yazdırılan Fazlı Akburak’tan geldi. Akburak, kendisini kanser dâhil birçok hastalığa maruz kalmış gibi gösterip adına yüzbinlerce TL’lik ilacın yazıldığını, Suriye sınırında içerisinde binlerce kutu ilaç yakalanan bir araba sayesinde öğrendiğini belirtti.

SKANDAL VE İLAÇTA BÜYÜK VURGUN!
  

Yıllardır adına kanser dahil olmak üzere birçok hastalık sebebi ile ilaç yazılan Fazlı Akburak konuyu adli makamlara taşısa da henüz sonuç alabilmiş değil. Şahsı adına Suriye’ye götürülmekte olan bir araç dolusu ilaç sebebi ile mahkemelik olan Akburak adına yazılan ilaçları bu şekilde öğrenmiş. O dönem bir mektup aldığını ifade eden mağdur vatandaş olayı şöyle anlatıyor: “Bana 2015 in 2. ayında bir mektup geldi. Mektupta diyor ki, acele SSK'ya gel görüşelim. SSK'ya gittim iki tane memur arkadaş sorguya çekti beni. Masanın üzerine reçeteleri sermişler; bu imzalar senin mi dediler. Ben de benim böyle imzam yok dedim. Takvim yapraklarının üzerine kendi imzamı attım. Benim imzam böyle dedim. Bu imzalar asla benim değil dedim. Hemen reçeteleri topladılar. İki karış yüksekliğinde vardı reçeteler. Müfettişe götürdüler. Müfettiş bu imzalar senin mi dedi. Müfettişe de söyledim işte benim imzam, getir takvim yaprağını bak aralarında benzerlik var mı? Bir tanesini benzetmeye çalışmışlar onun da üzerinden iki kere gitmişler onu da yapamamışlar. Bu reçeteler ne, ben bunları bilmiyorum dedim. Bu kanser, böbrek, tansiyon, kalp reçetesi sende böyle bir hastalık var mı dedi. Onlara ellerimi gösterdim. Adam; belli sen senede bir kere hastaneye gitmezmişsin dedi. Çok şükür o ana kadar hiç doktora gitmemiştim. 2007 den 2014 ün son ayına(sekiz yıl demedi sekiz yıla yakın dedi) kadar senin üzerinden bu reçeteleri yazmışlar dedi. Allah Allah o nasıl oluyor diye sordum. İşte abi senden %10 kesilmiş, yetişmeyen yerinden kendiler yatırmışlar dedi. Parayı çekebilmek için %10 yatırmış, %10 benim üzerimden kesilmiş. Kanser, böbrek, tansiyon, kalp dört kalemden gitmişler. Benim çok şükür hiçbir hastalığım yok. Davacı mısın? dedi. Davacıyım dedim. Davacıyım deyince" tamam ben işimi bitirip sorgu yaptıktan sonra senin evraklarını savcılığa vereceğim, savcılık seni mahkemeye çağırır" dedi. Dokuzuncu ayda gittiğimde müfettiş hala oradaydı. Onuncu ayda gittiğimde müfettiş gitmişti. Ben davacıydım adliyeye verildi mi dedim. Müdür avukatlara sor dedi. Onlara sordum verdi mi dedim. Bilmiyoruz galiba verdi dedi. Tabi ben üç dört ay bekledim.”

“SENİN DAVAN YOK DEDİLER”

“Yıl 2016 oldu, hangi ay olduğunu tam bilmiyorum. Şubat ya da Mart olabilir. Bu aylarda oraya gittim. Senin böyle bir davan yok dediler bana. Savcının yanına gittim. Savcı davacı mısın diye sordu. Ben davacıyım dedim. Geç ifadeni ver dedi. O anda benden belki yüz tane imza aldılar, benim imzamı taklit edebilirler mi diye. İmzayı attım, davacı oldum çıktım. Aradan üç dört ay geçti, savcı beni çağırdı. Savcı beni çağırdığında azarladı. Senin üzerinden sekiz yıla yakın ilaç alınmış bilmiyor musun dedi. Ben de; efendim sekiz yıla yakın üzerimden ilaç almışlar. Eğer müfettiş beni sorguya çekmeseydi almaya devam ederlerdi, ben nerden bileyim dedim. Bankaya gidiyorum ne verirlerse Allah bereket versin diyorum. Suçlu ben miyim? Sahte imza atanlar, devleti soyanlar suçlu değil mi dedim. Onlar suçlu değil de ben mi suçluyum dedim. Tamam dedi. Ben devletin onlara vereceği cezada parada değilim. Sadece %10 kesilen paramın iadesini istiyorum dedim. Sizden bu yardımı istiyorum dedim. Tamam canım çık dışarı dedi. Beni böyle azarladı. Ben çıktım. “

“SAVCILIĞA MÜRACAAT ETTİM”

“Aradan 13 gün geçti tekrar dilekçe verdim. Savcılığa müracaat ettim. Üç dört ay sonra savcılığa geri gittim. Alt kattaki savcıya; efendim bu sahte imza atanların suçu yok mu dedim. Ben 300 TL parayı bulamadım karımın kulağı sağır kaldı. İki kulağı %20 duyuyor şuanda dedim. Ben Suriye'ye 550 koli, otuz üç trilyonluk ilaç gönderdim dedim. Kilis de mahkemem olmuş, o gece beraat etmişim, benim Suriyeli şoförüm varmış. Ben kimim ki benim adımı kullanıyorlar dedim. Onlar koskoca doktor. 8 eczane 15 tane doktor var benimle neden oynuyorlar dedim. Sen yukarı çık şu savcının yanına git senin dosyana o bakıyor dedi. O savcının yanına gittim takipsizlik kararı verdiler.”           

“DAVAMIZ YOK DEDİLER” 

“Benim gibi çok mağdur vardı. Hepsi davamız yok diye gitti. Benim üzerimden sekiz yıl almış. Benim kadar kimse almamış. Adliyenin içinde süze süze 3 yıla düşürmüşler. Fakat burası resmi evrakta yok. Oradaki müdürlerden kanser raporu istedim ama rapor yok. Müdür raporun olmadığını duyunca sinirlendi. Yeni gelen müfettişe söyledim. Oradaki bir arkadaş senin reçetelerini bir ay imha etmek için uğraştık ama hepsini halledemediler dedi. Şu anda üç senede 1538 tane reçete resmi evraklarda var. Evraktakilere göre, benim Suriyeli şoförüm var,550 koli ilacı Suriye sınırında jandarma yakalıyor. Adliyeye götürüyorlar ağır cezada yargılanıyorum ve suçumun olmadığı ortaya çıkıyor. Suriyeli kardeşlerime ilaç gönderdiğimden beraat ediyorum. Evrak düzenlenip gönderiliyor. Adamlar 33 trilyon parayı devletten çekiyorlar. O doktorlardan birisi 2013 yılında öldü.”

Haber; Gökhan Dökücü-Ömer Faruk Salman                   

Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder