Mehmet FİSKECİ
Mehmet FİSKECİ
Yazarın Makaleleri
Yalanmış, palavraymış, hikâye imiş!
Şair Nazım Hikmet'in dizelerinde dile getirdiği gibi, ‘Kaldı işte. Çocukluğumuz sokaklarda, mutluluğumuz kursağımızda, çayımız bardakta, sevdiklerimiz uzaklarda, gülüşlerimiz fotoğraflarda kaldı' dedikten sonra yazı konusu...
Şehri ayağa kaldırmak…
Maşallah bakıyorum, bendeniz hariç şehri yeniden ihya ve inşa etmeyen kalmadı. Herkes şehri ayağa kaldıracağını söylüyor. Kaldıran kaldırana! Ama enkazlar kaldırılamadı hâlâ, bakıyorum haberlere, söylemlere, şehir her gün ayağa kalkıyor....
Para seçim kazandırır mı?
Şimdi benimki de soru mu ya! Paranın dini imanı yok, mezhebi, kadını-erkeği  dahil, üstelik de kimde olduğunu kimse bilemez. Anayı kızdan ayırıyor para. Bir kayında, bir de koyunda daha güvenli. Meretin açamadığı kapı da yok. İster...
Zincirleme kaza
Haberler gelir bağlı olduğumuz ajanslardan; ‘falan yerde, falan saatte, falan sebepten ötürü zincirleme kaza oluştu, bir ölü, birkaç tane de yaralı var!' şeklinde. Yani haberde 4 N, 1 K kuralı devreye girer. Siyasette de zincirleme...
Kendi kitabına bakmadan, başkasının özetini çıkartmaya kalkışmak!
Şimdi bu yazının ardından birçok kesim üzerime gelecek; ‘Vay, sen depremde millete bir bardak su bile dağıtmayan, bir kase çorbayı esirgeyen MADO‘yu nasıl savunursun, avukatı mısın, ortağı mı?' diyeceğinizi bilsem de, şunu bilirim,...
Taka ile okyanus geçilir mi?
Bu yazı, aylar öncesinden yazılmıştı. Ama gündem deprem ve seçim olunca, birkaç cümle eklemek gereği duydum. Acılarımız büyük, taze. Canlarımız kayıp. Hatıralar, hayaller enkaz altında gittiler. Türkiye ve şahsım şehri 14 Mayıs'ta...
Partilerde seçim ve aday depremi
Meret yıktı geçti. Geçmekle kalmadı, hayalleri, hatıraları, birikimleri de alıp götürdü. Hepsi enkaz altında kaldı. En çok da giden canlar yaktı içimizi, üzdü bizi. 6 Şubat'taki yüzyılın depremi ardından bir de aday depremi yaşandı...
İşadamlarına ‘Notiin ede!’ diye sordunuz mu?
Sorsaydınız, sesi gelirdi bir yerlerden. Sormadınız! ‘Şehir yapılanacak, yeniden inşa ve ihya olacak!' dediniz, meclis kürsüsünden diye Bağdat Müftüsü gibi fetfa verdiniz. Aslanlar gibi kükrediniz; ‘Kahramanmaraşlı rahat, huzurlu,...
Tercihim kendimdir ama kendimle hemfikir değilim!
‘Bir şey anladıysam Arap olayım!' dediğinizi duyar gibiyim. İlkinde ben de bir şey anlamadım. Yazıyı birkaç kez okumaya çalışsam da, ikinci etapta yoruldum, bıraktım. Gazeteci Ege Cansen yazmış, ‘Ülkeleşen şehirler' diye....
Mevcut milletvekillerine tepki niye?
İnsan kendi seçtiği, kendi oy ve gönül verdiği parti temsilcisine, liderine ‘Dikkat! A, B, C, X, Z partisi yok) diğer adıyla milletvekiline, belediye başkanına, belediye meclis üyelerine ve muhtarlara niye düşman olur, niye tepki gösterir?...
Yorgun siyasetçiler, yorgun binalar gibiler
Yorgun, eskimiş, dayanacak gücü kalmamış, içindeki malzemeleri zamana yenik düşmüş binaların depremde ne kadar çabuk yıkıldığını, ya da ağır hasarlı olduğunu bilmeyen, öğrenmeyen, duymayan kalmazken, siyasetteki yorgun kimselerin de...
Marka ve firmalara yapılan itibar suikastı
‘Biz bize yeteriz deriz!' çoğu zaman. Vallahi yetiyor da, artıyor bile! Biz varken düşmana, bizi kıskanan batıya, el aleme, bir başkasına gerek yok. Birbirimizin ipini çekmede, birbirimizin yoluna mayın döşemede, birbirimizin kuyusunu...
Pir sultan Abdal ve yoğurtçu
Bir bağlantı kuramadınız tabi. Pir Sultan Abdal hadi neyse de, yoğurtçu neyin nesi şeklinde düşünebilirsiniz. Pir Sultan Abdal, düşünür, gönül ve halk adamı. Şiirleri, deyişleri ile insanlara rehberlik etmiş, yol göstermiştir. Asıl...
Gidenler gitti, kalanlar milletvekili aday adayı oldular!
Günümüzde kirlenen ve yerlerde sürünen siyaset bu kadar ucuzlayınca, olabildiği ve alabildiğinde çirkefleştiğince kasabın, bakkalın, manifaturacının, kuyumcunun, emeklinin müteahhit olduğu, sözüm ona yuvalarımızı yapmayıp yuvalarımızı...
Yılları bir güne nasıl sığdırdın?
‘Bana da söyle, bana da söyle!' diyor Ferdi Tayfur şarkısında; devam ediyor; 'yılların acısını nasıl dindirdin?' Haaa, işte orada duracaksın. Çünkü yıllara sığan hatıralarımız, geleceğe dair hayallerimiz, bardakta bıraktığımız...
Kuzey Çevre Yolu ve önemi…
5 yıl önce, bu şehre hizmetleri unutulmayan Büyükşehir Kurucu Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç, Ahır Dağı eteğinden geçen Kuzey Çevre Yolunu devreye soktuğunda, ulaşımda tıkanan damarları açtığında, bu bölgeyi imara açtığında...
Ve seçim kapıyı çaldı, ‘ben geldim’ dedi
Biz misafirperver toplumuz, gelene kapıyı açar, içeri buyur ederiz. Sonra da karnın aç mı der, yer sofrası açarız. Kısmetinde ne varsa, Rabbim o gün hangi rızkı verdiyse, ikram ederiz. Misafiri severiz oldu bitti. Yemez yedirir, yatmaz yatırırız....
Şehrimin 40’ı yeni çıktı
Geleneğimizde vardır, ki büyükler ve anneler bunun nedenini çok daha iyi bilirler, yeni doğan bebeklerin 40'ı çıkmadan banyo yaptırmazlar. Bebek, ancak 40'ıncı günü pürü pak haline gelir. Banyodan sonra kucaklara alınır, koklanır,...
Toplumun ve bireylerin kişisel doğruları
Kişiler kadar şehirlerin, toplumun da birer ruhu, dili ve rengi mevcut. Önemli olan ayrıştırmadan, öteleştirmeden bütün renkleri aynı masa üstünde toplamak. Bu, bizi biz yapar, acıları bölüşmemize katkı sağlar, etnik kimlik ve din, parti...
Şehri tanımak veya tanıyamamak…
Yüzyılın depreminde can kayıpları çok yaşandı. Rakama inanmıyorum. Ve 11 ildeki can kayıplarının sayısının da oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Düşünürken, bir yandan da şehrimi tanımaya çalışıyorum, gözlerim açık. Başımda...
İblis’in talim ettiği yola minnet etmek!
Bu aslında bir türkü. Rızkı veren Hüda'dır, (Allah) kula minnet edilmeyeceği söyleniyor. Nesimi'nin ölümsüz eseridir. İblis, bildiğiniz şeytan, özel ismi. Ama bakıyorsun, herkes birbirine minnet borçlu. Herkes birilerine bedel...
Bize toplu mezarları kimler hazırladı?
Hırsız, gözünü bir avuç toprak doyursun dediğimiz, egosu şişkin, doyumsuz ve hırsının önüne geçemeyen ve nefsani duygularla bezenmiş belediye başkanları, imara müdürleri, ruhsat müdürleri, belediye meclis üyeleri toplu mezarlar hazırladı,...
Bakan Kurum’dan ne istedik, ne istemedik, niye istemedik?
Şimdi herkesin konuştuğu mesele bu. Çevre ve Şehircilik Bakanı sayın Murat Kurum, 5 Mart Pazar günü şehrimizdeydi. Kentin mülki amiri, siyasileri, rektörler, kurum müdürleri, meslek örgüt temsilcileri, muhtarlar, iş dünyası temsilcileri...
Hadi biraz da siyaset konuşalım! Dağılan 6’lı masayı mesela…
Herkesin canı burnunda iken, yarınlara dair aş ve iş kaygısı taşıyıp, aç ve açıkta kalma kadar yaşam mücadelesi vermeye çalıştığı, acıların taze, hatıraların ve hayallerin enkaz altında kaldığı şu süreçte, siyaset yazmama gerek...