Baştan yazayım, belirteyim de maraza çıkmasın, kahke de, simit de aynı lezzette, üstelik fiyatı da aynı. Ne demeye getirdiysem, ne demek istediysem artık!

Meteoroloji uzmanı olmasam da, şehrimin havasını soluyan birisi olarak bırakında bugün şehrin farklı iklimlerinin parçası olan sudan, havadan bahsedeyim bugün.

Eh, sonbahardayız, kış kapıya dayandı dayanacak. Şimdi pastırma yazlarından kalan günleri yaşıyor iken, yağmur bir var bir yok. Güneş ara sıra göz kırpsa da onu bunu bilmem de şu sıralar herkes bir havada. Kimsenin ayağı yere basmıyor, başı göğe erenler vatandaşa burun kıvırıyor, bulutların üzerinde geziniyorlar.

Havalarına diyecek yok, keyif desen binbeşyüz!

*

Bu burnu havada gezenleri, egosu yüksek olanları, vatandaşa tepeden bakanları, soran, telefon açan olursa, isteyen çıkarsa çemkirenleri bir tarafa bırakacak olursam, memleketimin hava durumu, eh bir öyle, bir böyle!

Ne demek bir öyle, bir böyle, nizaha değil, izaha muhtaç.

Geçen Pazar günü, Bertiz Vakfı’nca Demokrasi Meydanında düzenlenen Masere Günleri, Şıra Festivali doğrusu insanlara ilaç gibi geldi. Yorgun, stresli ortamdan kendini kurtaramayan insanlar, biraz moral buldu, sosyalleşme adına farkındalık yaşadı, unutulan damak zevkimizi yeniden hatırladı.

Eğitimi, kültürü ve donanımı ile ilçeye renk katan, Bertiz'in delikanlı adamı Vakıf Başkanı Erdoğan Eryılmaz’ı nezih konuşması, mükemmel organizasyonu için tebrik ediyorum. Tabi perde arkasında bu başarılı organizasyonun asıl mimarı önce Dulkadiroğlu Belediye Başkanvekili, İlçenin ve Bertiz'in starı Fatih Yıldız, sonra da Belediye Başkanı Mehmet Akpınar idi.

Emeği geçenlere teşekkür ettik, felekten bir gün yaşadık.

861755109 10164194700411137 7056514328777616528 N-2

Milletvekili İrfan Karatutlu bu günlerde çok popüler. Masere günlerinde yine şehre, özellikle Bertiz yöresine dair düşüncelerini paylaşırken, ‘Ben Bertiz’in milletvekiliyim!’ derken her etkinlikte bulunması, düşüncelerini, şehre dair başarı hikâyelerini yeniden yazmak istemesi, doğrusu vatandaşın hoşuna gidiyor.

Yine Bertiz’e tünel dedi, yine yolu gündeme taşıdı, yine sağlık sorunları ile ilgili düşüncelerini paylaştı, yine alkış topladı.

*

İstiklalspor için her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Takım kötü gidince, önce teknik adamı postaladılar, özeleştiride bulunmak yerine faturayı giden adama kestiler. Gidene para, gelene para… Nasıl olsa iş dünyası bonkör, ceplerinde akrep yok. İste göndersinler. Eh, nasıl olsa arkalarında da Büyükşehir Belediyesi var.

Var da kimse parayı çöplükten toplamıyor, sokakta bulmuyor. Futbolcu transferleri ve menajer meselesini gözden geçirmeden, transfer sezonunda, sonunda seçile seçile potansiyel oyuncu bulamamış, toplanan paraları çar-çur etmiş bir yönetim, ki başkanı sevgili Ahmet Gülpak da istifa etmeyi düşünmez mi diye beklerken, maşallah kimsenin niyeti yok.

*

Ara notu düşeyim; Ziraat Türkiye Kupasında deplasma8da İnegöl rakibini 4-1 yenerek mir üst tura adını yazdırdı. Başarılar dileriz. İnşallah devamı gelir.

*

Zaten bu ülkede, bu şehirde istifa müessesesi hiçbir zaman çalışmadı, çalışacak gibi de görünmüyor.

Başka şehirden teknik adam arayacağınıza, kendi içindeki spor adamını, burun kıvırdığınız, o ‘Deli Fethi’ dediğiniz başarılı insanı neden düşünmezler, neden akıl etmezler, anlamış değilim. Deliyse (Yiğit namı ile anılırmış. Çoğunuzdan daha akıllı da sahibi yok, arkasında destek yok! İşinize gelmiyor! Çünkü zor adam, oysa siz zoru sevmezsiniz!) bizim delimiz. Fakat geçmişteki başarıları niye göz ardı edilir, anlayan, bilen varsa beri gelsin!

Paranın hesabı sorulur da, kaybolan güvenin hesabını kim verecek?

Amaaaaan canım, boş verin memleketin havasını, sizin havanız iyi olsun, yeter de artar bile!