Evet, yolun sonu görünüyor. “Ne o, bırakıyor musun, öbür tarafa mı yolculuk yoksa!” dediğinizi duyar, hisseder gibiyim de, mesele ben değilim.
Sağlığım elverdiği müddetçe yazarım, şehrime, sorunlarına sahip çıkarım, yapıcı eleştirilerimi sürdürürüm, yorumlarım, tavsiye ederim. Çünkü ben, siz, hepimiz şehir milliyetçisi insanlarız.
Yolun sonu dedim, kış kapıya dayandı dostlar. Bakın, bir günde 3-4 mevsimi yaşasak da, kış ben buradayım, hazırlığını yap diye sinyal veriyor. Yazdan kalma günler geride kaldı. Ne bahar kaldı özlenecek, ne sıcak iklim.
*
Şu bizi yönetenlerin, bu şehirdeki marka ve firmaların, bilumum başkanların söyledikleri şu cümle var ya, özellikle de siyasilerin...
“Bizim sevdamız Maraş, bu şehre hizmet etmekten başka derdimiz, gayemiz yok!” diyen siyasilere de çok itibar etmeyin! İçlerinde kimbilir hangi saklı-gizli hesapları, planları gizliyorlar, bilemiyorsun. malum, siyaset biraz da matematik işi. Hesap kitap meselesi.
*
"Tekrar seçilir miyim, tekrar milletvekili olur muyum, koltuğum garanti mi?" kaygıları, endişeleri ile gözlerine uyku bile girmiyordur şimdi.
Siyaset yaptıklarını zannederek kendilerini avutuyor, günü kurtarma siyaseti ile vakit öldürüyorlar.
Biz de keriziz ya, salağa yatıyoruz ya, yedik sanki.
*
Bırakın siyaseti, insanlar geçim derdinde, ekmek peşinde. Siyasilerin nasıl olsa tuzu kuru, 2 sene milletvekilliği yap, hayatını garantiye al. Hayatı beleşten yaşa!
Vatandaş ne yapsın, esnaf ne yapsın, sanayici ne yapsın, öğrenci ne yapsın, emekli zaten geçim derdiyle inim inim inliyor, asgari ücretli Ocak ayını, gelecek zammı bekliyor.
Hayat insanı yoruyor. Geçim derdi de eklenince üzerine...