Sağ solu belli olmadığı için, ne vakit, nerede ne yapacağını, ne konuşacağını kimse kestiremezken, ruhunda yoksa şayet, garip hareketleri, mimikleri ile iş biraz da deliliğe vuranları pek ciddiye almaz bizim toplum. Güler geçeriz.
Aslında bu yazının başlığı, ‘Maraş’ın delisi kim?’ olacaktı.
Sorunuzun şekline, niyetine, cevabına bağlı desem, içinde siyaset olacak, basın camiası zaten var, bürokrasi ve iş dünyasını da katın isterseniz harç olarak, yerel yönetimsiz olur mu, onları da ekledik listeye ve sorduk, kim?
Gelin biraz ayrıntılara gidelim. Malum, gerçekler ayrıntıda gizli. Öyle der büyükler, şu kadim şehirde biz de büyüklerin hatırını kıracak değiliz, sorumuzla birlikte, bildiğimiz cevabı da sizlere servis etmekle mükellefiz.
Mükellefin görevi sadece vergi vermek değil, kamuoyunu da aydınlatmak, bilgi sahibi yapmaktır ki, bu da bize düşen bir asli görev! Angarya değil.
*
Her ne kadar Atatürk’e ait olduğu söylense, iddia edilse de, ‘Her şehirden bir deli, Maraş’tan ise tuttuğunuzu getirin!’ dediyse de, topumuzu deli yerine koyması kadar abes bir şey yok. Tamamen uydurma. Herkes kendi şehrine adapte ediyor nedense!
Aslında yazıyı kısa kesecektim, hadi uzatayım. Televizyon dizilerinde görürsünüz, izlersiniz, o kadar aklı başında oyuncular arasına bir de deli rolünde birini sokarlar. Oyuna çeşni katsın diye.
Ona kalırsa her mahallenin bir delisi olurdu. Her köyün de. Halen de var. Eskiden belki öyleydi, belki o deli dediklerimiz, dalga geçtiklerimiz, arkasından güldüklerimiz-eğlendiğimiz kimseler aslında birer veli idi, ama şimdi öyle mi?
*
Siyasilerin içinde var mı, basın camiasında rastlanıyor mu, başkanlar içinde adı deliye çıkan kim var, bilemiyoruz. Sıradan vatandaş ya da esnaf içinde yok mu zannediyorsunuz. Siyasiler çok mu akıllı? Eyvallah. Öyle diyorsanız öyle olsun!
Bir örnekleme ile yazıyı bitirmek istiyorum. Size deseler ki, ‘Siyaseten Maraş’ın delisi kim?’
Hadi, cevap verin bakalım! Bilene emekli maaşımdan ölmüş tavuk dürümü ikramımdır.