Bu yazının herhangi bir siyasi parti ile rabıtası yok. Genel. Partisinin adı X olmuş, ister Y, isterse Z fark etmiyor, (bu araba da buraya park etmiyor!) zihniyet her yerde, her zaman aynı. O bakımdan kimse öküz altında buzağı aramasın! Ha, memlekette öküz çok, aramaya çıktı bile derseniz, o da sizin sorununuz!

Öküzlüğünüze doymayın!

*

Kimse kusura bakmasın, bir adım önde yürüyenler, unvan, etiket ve koltuk sahibi olanlar, yanlarında güçlü, temsil yeteneği olan, karizmatik, donanımlı birini bulundurmazlar, yönetime bile almazlar.

Rahatsız etmeyecek, önüne geçmeyecek, çantasını taşıyabilecek, söz dinleyecek mümkünse eş-dost-akrabadan birkaç kişi dahil, öyle bir yönetim oluştururlar ki kendilerine, öp başına koy demezsin de, ‘aile şirketi’ diyebilirsin, ‘boş çuval dik durmaz!’ atasözünü de yakıştırabilirsin.

*

Hatırlayın, çok da uzun zaman geçmedi aradan, birisi il başkanı olduğunda, yönetimindeki isimlerin hepsi de ilkokul mezunuydu, kimisi bakkal, kimisi bezirgân, kimisi de dondurmacıydı. ‘hadi’ deyip sahaya sürebileceğin, verim alabileceğin, seni temsil edebilecek kimseler değillerdi.

Ama Allah için iyi insanlardı.

Ve onlar, büyükleri için, partileri için, davaları için canla başla çalıştılar. Amma o köşeyi döndü, makam, mevki, etiket sahibi oldu. Eski dostlarını unuttu, kenara itti, görmezden geldi, birisi hayatını kaybetti, diğerleri de bugün kendisinden köşe bucak kaçıyor.

Çünkü yönetime yazarken, hiçbir zaman ikinci adam yetiştirmek gibi düşünceleri yoktu. Hep ‘ben varım ya…’ zihniyeti her zaman ağır bastı. O varsa parti var, o varsa dava var, o varsa maddi-manevi imkânlar var, o varsa protokol var, o varsa şan-şeref var.

*

Herkes kendini vazgeçilmeze yerine koyuyor. Daha meydanda fol yok yumurta yok, azdan çoktan bir seçim havası esmeye başladı ya ufaktan ufaktan, bakıyorum çapı tartışılır, özgül ağırlığı kuşku doğurur kimseler kendini potansiyel il başkanı, milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyesi yerine koymaya başladı.

Oysa karakterinde sorunu var, işi abur cubur, takımda, kamuoyunda karşılığı yok, itibar ve güven desen sınıfta kalmış kaç kez, ama edem potansiyel aday işte. Ya şuraya, ya buraya, olmazsa belediye meclis üyeliği…

Getirisi fazla… Uzağa gitmeye gerek yok, ‘Kuzey Çevre Yolu’ desem şıp diye anlayacaksınız. Ballı lokma tatlısı demem ondan birader!

Seçim havası esmeye başladı, kokusu çıktı ya, hareketlilik başladı şimdiden.

*

Yaşamı sürecinde 2.el araca binen, belki 2.el telefon kullanan, imkanı gereği 2. el evde oturan, muhtemelen 2. evliliği de yapan adama siyaseten ‘2.adam’ rolünü, pozisyonunu beğendiremiyorsun.

‘Siyaset, yerel yönetimler başka!’ diye bir de çemkiriyor karşında. 'Benim kafam kel mi?’ diyor üstüne üstlük!

Ağzının üstüne 2 tane indiresin!

*

İktidarı muhalefeti fark etmiyor, her partide dostlarımız, arkadaşlarımız var. Ona kalkıp da, “Senden lider çıkmaz, çıksa çıksa çok iyi 2. adam çıkar!” desen kırk gün konuşmaz senle, selamı sabahı keser, kapının önünden geçmez!

Kimse kendi aklını, kendi kapasitesini, kendi çapını terazinin kefesine koymuyor, özeleştiri yapıp, gerçeklerle yüzleşmek yerine, daha meydanda fol yok yumurta yokken, başkanının, şefinin, liderinin önüne geçme hesapları yapıyor.

Neyin peşinde, neyin hesabında ise! Kalıbına, aklının kenarına çapına, özgül ağırlığına bakmadan!