Geçen haftaya damgasını vuran, belki de uzun zaman hafızalardan silinmeyecek, dedikodusu lastik gibi uzayıp gidecek, başarısı alkışlara boğulacak, mutluluğa ‘evet’in sevinci günler sürse de, kadim şehrimde gündem çok çabuk değişiyor. Siyaset desen bu kadar hızlı hareket, aksiyon yaşamıyor. Işık hızı, ses hızı bile bizim gündemin yanında sönük kalacak bu gidişle.

Fısıltı gazetesi zaten maşallahı var, tirajı oldukça fazla. Eh müşterisi zaten hazır, altı astarı olmayan, çoğu uzamanda magazine dayanan, kısır çekişmeler kadar ayrıntı da olsa bir başarı hikayesi yanında sevilen bir ismin dünya evine girişi, bu şehri, hepimizi yakından ilgilendirir.

Lafı uzatmadan meseleye geliyorum.

4-59

Güreşler için ağzını açmayan, yayın yapmayan, yazıları ile birkaç kelam etmeyen, güreşlere gelmedikleri halde ahkâm keserek, onu suçlu, ötekini günah keçisi ilan eden dostlarımız, vur deyince öldürdüler!

Karşılıklı bir restleşme, güreşi-güreşseverleri ikiye böldü adeta. Hava olduğundan fazla sıcaktı ve seyirci de beklenenden azdı. Bu süreçte, kim kime tepki gösterdi, kim kime kafayı taktı, kim kime gönül koydu bilemem de, keşke güreşlere gölge düşmeseydi, keşke kimse provakate etmeseydi. Keşke jandarmamız sahaya girip, o birkaç kişiyi alıp götürmeseydi. Keşke Başkan sayın Akpınar şampiyonlar şampiyonu Eroğlu'nu arayıp güreşlere davet (belki de etmiştir, kimbilir!) etseydi, barış çubukları tütseydi, keşke Eroğlu da adı verilen alanda dostları ile bir araya gelseydi.

Bir Şeref Eroğlu gerçeği gözardı edilmemeliydi.

Ve düşünün, şehre 400’ün üzerinde güreşçi geliyor. Fakat biz ata sporumuzdan çok güreş etrafında dönen, dolaşan itirazları, iddiaları ve dedikoduları dinledik çokça.

Buna ve her şeye rağmen Dulkadiroğlu Belediyesinin organizasyonu mükemmeldi, insanlar kırana kırana geçen güreşlerin seyrine doydu diyebilirim.

Ama ve ah keşke, güreşlerden önceki uzaktan uzağa söylenenler, tepkiler, iddialar, fısıltılar ve dedikodular olmasaydı keşke… Keşke diyorum, keşke kazanan Kahramanmaraş ve güreş sporu olsaydı.

6-24

Mehmet Uyduran bizim kadim dostumuz. Esnaf Birliğine bağlı Kasaplar Odası’nın da Başkanı. Nezaketi kadar temsil yeteneği olan bir kardeşimiz. Bu dost yüzlü insan, Türkiye Kasaplar ve Besiciler Federasyonu yönetimine girmiş.

Başkan seçilen Fazlı Yalçındağ listesinden yönetim kurulu üyeliğine seçilerek federasyon yönetiminde yer alan bu kadim dostun zaten şehirde, meslektaşları arasında bir karşılığı vardı ve şimdi bu perçinleşti.

Sevgili Uyduran kardeşimizin yönetime girmesi, kasap ve besici esnafı adına önemli bir temsil başarısı olarak değerlendiriyor, başarılar diliyorum. Her zaman derim, hem meslektaşları, hem şehrimiz için bir şans, bir fırsattır sevgili Uyduran.

7-19

Milliyetçi Hareket Partisinin kıymetli Milletvekili sayın Doç. Dr. Zühal Karakoç’un dediği gibi, “Bazı insanlara çalışma arkadaşınız olarak hayatınıza girer, zamanla ailenizden biri haline gelir!”

Sayın Karakoç’un danışmanı sevgili kardeşimiz Melisa Asena ve Ahmet evlilik, mutluluk yolculuğunda, iki cihan saadeti için ‘evet’ diyerek yaşamlarını birleştirdiler.

Bizim sayın vekille aramızda köprü olan Asena hanıma ve eşi Ahmet kardeşimize ömür boyu mutluluklar diliyoruz.

Bu mutluluğa tanıklık eden sayın Karakoç’a da selam ve sevgiler bizden!