banner1066

Geçenlerde, siyasetin yereldeki mihenk taşı milletvekili Av. Ahmet Özdemir ve babamın yakın dostları KİMLİK GAZETESİ bürosunda yemeğe katıldılar.

Tabi yemek bahane, sohbet şahane olmuştur. Çünkü işim gereği bu sohbetli ortama katılamadım. Yoksa babamın da çok değer verdiği başta milletvekili Av. Ahmet Özdemir, AK Parti Onikişubat İlçe Başkanı Mücahit Kara, Türkoğlu Belediyesi ile marka haline gelen belediye Başkanı Osman Okumuş, tanımasam, yüzünü dahi görmesem de Yeniyapan Muhtarı ve başarılı işadamı Ahmet Kılçık ve bu şehrin halden anlayana tek adamı, Kabzımallar Odası Başkanı Halit Orhan’ın olduğu ortamda bırakın konuşmak, sohbet etmek, seyretmesi bile her şeye değerdi.

Bunu biliyordum ancak gelemeyince, katılamayınca ben de üzüldüm.

*

Milletvekili sayın Ahmet Özdemir’in babamı çok sevdiğini biliyorum. 3 sene önce anjiyo olduğunda evimize de gelmişti çiçekle. Çoğu zaman sabahları siteye gelip babamı alıp paça içmeye gittiklerini, gittikleri yerlerde siyaseti, sanayi dünyasını, belediyeleri ve toplumsal yaşam yanında bu şehrin sorunlarını konuştuklarını çok iyi bildiğimden, istesem de aralarında olamamak üzse de beni, yapacak bir şey yoktu.

*

İsimler gelir geçer. Ancak son günlerde takıldığım bir mesele var ki, aklımdan gitmiyor. Hayvan barınağında olanlar ve altına gelen yorumlar. Üzülüyorum, büyükşehir belediye başkanına yazılanları okudukça acaba bunları hak ediyor mu diye düşünmüyor da değil iken, evinde beyaz bir kedi besleyen ve insan kadar hayvan sevgisi ile büyüyen ve yaşayan birisi olarak hayvanlara yapılan eziyetleri, işkenceleri okudukça, seyrettikçe içim ürperiyor, kahroluyorum.

Hani öteden beri derler ya, hayvanları sevmeyen insanı sevmez, sevemez. Haklılık payı vardır diye düşünüyorum.

Allah’ın yarattığı canlıya eziyet etmek, katletmek, yaşamı zehir etmek insanların işi, mesleği olamaz!

*

Geçmişte olduğu kadar bugünlerde de televizyonda oynayan ‘Yabancı Damat’ dizisini izliyorum. Adamlara helal olsun, Gaziantep’in gastronomisi, lehçesi, kültürü, tarihi ve sosyal yaşamı dramatize edilirken, Türk Yunan ilişkileri de diziye başka bir heyecan getiriyor.

İki baklavacının yaşam ve ticaret hikayesinden yola çıkılır, zaman zaman karşı karşıya olan iki rakip baklavacı ustası birbiriyle didişse de, acı ve tatlı günlerinde bir araya gelmek gibi hasleti de diziye taşıyınca doğrusu izlemeye değer bir dizi çıkmıştı, olmuştu.

Oysa bizde öyle mi…

Bakın, dondurmada dünyada markayız. Ama dondurmacılarımız birbirini yiyor. Rekabet tabi ki olacak da, şu birbirinizi yemekten vazgeçseniz ne olur!

Hani bizim sevdamız, bizim meselemiz Kahramanmaraş idi. 

Kuru kuru gadanı alayım, takır takır yoluna öleyim!

Yok öyle, hayat o kadar da ucuz değil.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol