Bir sabah uyandığınızı ve gece boyunca para kazandığınızı düşünün. Üstelik bunun için yatırım yapmadınız, çalışmadınız, satış yapmadınız. Sadece uyudunuz.

Kulağa şaka gibi geliyor ama bugün sosyal medyada tam olarak bunu yapan insanlar var.

Evet, yanlış duymadınız.

Yazar Pınar Erişen’in de dediği gibi; son yıllarda yeni bir akım var. Bir sürü oyun, sosyal medya mecraları. İnsanlar gece yatmadan önce kamerayı açıyor, canlı yayını başlatıyor ve uyuyor. Aratırsanız yüzlerce canlı yayın ve kayıt bulabilirsiniz.

Binlerce kişi de ekran başında bu insanları uyurken izliyor.

Hatta bazı izleyiciler bağış yaparak yüksek ses efektleri gönderiyor, alarm çaldırıyor, korna sesi çıkarıyor ya da yayıncıyı uyandırmaya çalışıyor. Yayıncı gece boyunca uykusunda para kazanmaya devam ediyor.

*

Bunları izleyen iki farklı kitle var.

Birinci grup gerçekten yayıncıyı izleyenler. Yayıncının uyurken verdiği tepkileri merak ediyor, gelen seslere nasıl tepki vereceğini görmek istiyor ve bunu bir eğlence olarak takip ediyor.

İkinci grup ise yayıncıyı izlemekten çok yayını arka planda açık bırakıyor. Tıpkı televizyonu ya da radyoyu evde ses olsun diye açan insanlar gibi, onlar da evde başka bir insanın varlığını hissetmek istiyor.

Doğrusu ilk duyduğumda bunun bir şaka olduğunu düşündüm. Sonuçta bir insan neden başka bir insanın uyumasını izlemek ister ki?

Biraz düşününce bunun aslında yaşadığımız çağ hakkında çok şey anlattığını fark ediyorsunuz.

*

Bir kısmı merak. İnsanlar her zaman başkalarının hayatlarını izlemeyi sevmiştir. Eskiden pencereden sokaktaki insanları izlerdik, sonra televizyonda izlemeye başladık, şimdi telefon ekranından başkalarının hayatlarına bakıyoruz. Teknoloji değişti ama merak hep aynı.

Bir nedeni de yalnızlık olabilir. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan milyonlarca insan akşam eve döndüğünde sessiz bir evle karşılaşıyor. Bazı kişiler için bu yayınlar, sessizliği azaltan ve kendilerini daha az yalnız hissetmelerini sağlayan bir arka plan sesi işlevi görüyor.

Garip ama galiba insan zihni bazen sadece başka birinin varlığını hissetmek istiyor.

*

Fıkra bu ya, zengin bir köy ağası, komşu zengin köy ağasının evine misafirliğe gitmiş. Köyün kahyası kafasında bazı senaryolar yazmış, “Bu ağa zengin, bir hafta bizde kalacak. Ona yakışır bir hizmet edersem, bana bir kese altın verebilir!” diye düşünmüş.

Ağa misafirliğe gelmiş, kahya yatağın en güzelini, temizini hazırlatmış. Yemeklerin en lezzetlisini, etlisini misafirin tabağına koymuş. Abdest alacakken ibriği bizzat kendi tutmuş. Anlayacağınız bir hafta sürecinde misafir ağaya mükemmel bir hizmette bulunmuş.

Ağa köyüne dönecek, tam atına bineceği sırada, “Aman ağam sırtıma bas da atına öyle bin!” demiş. Altın alacak ya. Neyse, ağa atına binmiş, tam hareket edecek, kahya bakmış ki ağada altın-hediye verecek yüz yok.

“Ağam…” demiş. “Hayırdır inşallah, dün bir rüya gördüm. Rüyamda sizi gördüm, çiftliğimize misafirliğe gelmişsin, be de size dört dörtlük hizmet etmişim. Karşılığında da bana çıkarıp bir kese altın verdin! Hayırdır inşallah!” deyince, gitmek üzere olan ağa sakalını sıvazlamış ve şunu söylemiş; “Ne, bir kese altın mı vermişim, çok vermişim ama neyse, güle güle harca!” cevabını vermiş.

*

Rüya işte, kimi hayal görür, kimi rüyasında çil çil altınlarla zengin olacağını düşünür.

İşin komik tarafı tarih boyunca insanlar tembellikle mücadele etmeye çalıştı. Çocuklara çalışkan olmayı öğretti. Başarının emekle geleceğini anlattı. Şimdi ise bazı insanlar gece boyunca uyuyor ve sabah binlerce lira kazanmış olarak uyanıyor.

Belki de bu “Hiçbir şey yapmadan zengin olmak” hayalinin ulaşabileceği son nokta.

Kim bilir, bu gidişle yakında horlama kalitesine göre sponsorluk anlaşmaları yapılırsa hiç şaşırmam.

İnsanlığın merakı ile teknoloji birleşince ortaya gerçekten akla gelmeyecek işler çıkabiliyor.