Belediye başkanları dahil, nihayetinde belediyeler de birer siyasi kurum, siyasilerin gazetecilerle ilişkisi ülkemizde ve şahsım şehrinde her zaman tartışma konusu olmuştur.
İster iktidar olsun, ister muhalefet, fark etmiyor, bu araba da buraya park etmiyor!
O hale geldik ki, her belediye başkanının, her ilçe teşkilat başkanının, her milletvekilinin, hadi biraz daha işi büyütelim, her markanın-firmanın birer gazetecisi var. A gazetecisi sadece X firmasının haberini yapar, Z gazeteci sadece iktidarın belediye başkanını göklere çıkartır, C gazeteci dediğimiz kimse, toplumun önem verdiği ve özen gösterdiği özgür gazeteci tiplemesine saygı duyar, okur ve takip eder.
Her ne olursa olsun, günümüzde siyaset de basında kalıplara sokuldu, kategorize edildi. Gazeteci de o kalıpta evine ekmek götürmeye çalışıyor, kurumlar da hakeza.
*
Bir kesim, iktidar veya muhalefet partisini açıktan desteklemenin gazetecilik faaliyetini etkilemeyeceğini savunurken, diğer kesim bunun tarafsızlığa gölge düşüreceğini söyler, iddia eder, tartışma konusu haline getirir.
Gazetecilik, basın etik değerleri kuralları ile yapıldığında sorun ortadan kalkmış demektir. Verilen bilginin doğru olması, cevap hakkı korunması, şiddet ve nefret söylemlerine yer verilmemesi, özel hayatın gizliliğinin ihmal edilmemesi gerekir.
Doğru olanı da bu.
*
Hal böyle olunca, gazetecinin ideolojik görüşünün, tuttuğu takımın, oy verdiği partinin bir önemi kalmıyor. Çünkü toplum, önüne konulan haberin ve yapılan yorumların doru olup olmadığına bakar.
Gazeteciler, medya kuruluşları (yazılı ve görsel) yaşamları ve mesleklerini idame ettirmek için reklam alır, ilan yayımlar, hizmet verir ve bunun karşılığında fatura keser!
Bırakın siyaseti, biz önce kendi içimizde arınmalıyız!
*
Bizim ülkemizde, bizim şehrimizde kimin kaç gıratlık gazeteci olduğuna toplum karar veriyor.
Bir siyasi partinin, bir belediyenin yazılı veya görsel fark etmez, hizmet satın alması suç değil, günah da değil.
Kurumlar, sanayi ve iş dünyası, yerel yönetimler ve bilumum siyasi cenahlar ister gerçek gazeteci, ister trol ordusu çalışanı olsun, gazetecilerle çalışmak zorundadır.
Nihayetinde 4. kuvvettir ve yok sayılamazlar!
Lakin her nerede olursa olunsun, gazetecilik zor meslek. Öyle ki, ne İsa’ya yaranırsınız, ne Musa’ya!