Bir genç, İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy’a, “Hocam önce bana ne öğrenmemi tavsiye edersiniz!” dediğinde, o usta yazar şu cevabı verir; “Önce utanmayı öğren!”
Çünkü, utanma duygusu yalnızca bireysel bir erdem değil, toplumun vicdanını ayakta tutan görünmek bir direktir. Fakat buna rağmen topluma bakıyorsun, ki özellikle günümüzde, ’utanmaz adam’ kimliği ile aramızda dolaşanların sayısı her geçen gün artıyor!
TÜİK bile rakam ve oran yetiştiremiyor. O kadar yani. Aslında utanma duygusunu kaybeden insanları kınamamak da gerekiyor. Sebep ve sonuç ilişkisine odaklanın derim. Yani kişiyi o hale getiren şartları…
İşsizliğin yaygınlaştığı, gelirlerin eridiği, hayat pahalılığının sıradan vatandaşın omuzlarına ağır yükler bindirdiği düzende, günümüzde artık insanlar niye ve kimlere karşı utanacağını bilemez oldu.
*
Şimdi bambaşka bir dünyada yaşıyoruz. Borcu olmayan yok. Kimisi kuyumcuya, kimisi bankalara, kimileri de mahalle bakkalına, kimileri de eşe-dosta borç içinde yüzerken, borcunu ödeyemeyip mahcup yaşamak yerine, utanmazlığını sergileyenleri de görüyor toplum.
“Acelen ne kardeşim, paramız olsa vereceğiz!” diye küstahlaşanlar kadar, görünmeden kaçan, kaldırım değiştirenlere de rastlamıyor değiliz.
Toplumda ahlak namına bir şey kalmadı. Edepsizlik ve hayasızlık yıldırım hızıyla yükselişe geçerken, milli ve manevi değerler hiçe sayılırken, yalan söylemek bu kadar basit ve sıradanlaşmışken, bacak kadar çocuklar aile bireyleri veya büyükleri yanında en utanmaz davranışlarını sergilemeyi modernlik sayıyor, kendisine de çağdaş insan, özgür vatandaş kimliği yüklüyor.
*
Tabi utanmaz siyasetçileri de gördü bu toplum. Dün küfrettiği partiye geçerken yüzü kızarmayan utanmazları az mı seyrettik, okuduk. Bir ‘Fırıldak Kubi’ vardı bir zamanlar.
Şimdi fırıldaklar çoğaldı. Tabi utanmazlık sınır tanımadığı için, üstelik de prim yaptığı için, karakter marakter bir tarafa konulmuşken, bireysel çıkarlar, ne utanma bıraktı, ne edep, ne haya…
*
Utanmak, yalnızca yüzün kızarması değildir. Utanmak, toplumun uyanışları karşısında rahatsızlık duyabilmektir. Gençlerin umutsuzluğundan işsizliğinden, borç yükünden hicap duyabilmektir.
Yeniden başa dönmek gerekirse, edebi, hayayı, imanı ve irfanı yeniden hatırlamanın, milyonlarca insanı borçla yaşamaya mecbur bırakan şartlar karşısında utanabilmenin zamanı geldi de geçiyor bile.
Allah bizi karakteri, mesleği, cinsiyeti, etnik kökeni, yaşı kaç olursa olsun, utanmaz kimselerden uzak eylesin!