İsmini vermek istemiyorum, ülkenin ticaretine mührünü vuran bir işadamının prensibiydi, damadını ve gelinlerini işyerine sokmaz, onlara iş dahi vermezdi.

Uzak tutardı işinden, aşından, emeğinden ve servetinden.

Birine ‘el oğlu’ derdi, diğerine de ‘el kızı’

Başarı için, sıkıntı yaşamamak için, ileride doğabilecek bir takım kanuni ve hukuki yaşanacaklar için tedbir almış adam baştan itibaren.

*

Oysa damada oğlum diyorsun, geline de kızım. ‘Damadımın oğlumdan, gelinimin kızımdan ne farkı var!’ diye düşünmek de en doğal hakkınız.

Aile oldunuz ya, ailenin birer ferdi saydınız. Mutlaka öyledir de, fakat madalyonun öbür yüzünü de düşünmeniz lazım.

Sana, bana göre öyle belki de, o ünlü işadamına göre farklıymış mesele. Kim bilir neler yaşadı, neler duydu çevresinden bu meselede, böyle bir karar aldı.

Siz de şayet, işadamı iseniz, patronsanız bir yerde, ortağınız da olabilir, sakın haa sakın, damadınızı ve gelininizi işe almayın, onlara iş vermeyin, mümkünse işyeri kapısı önünden içeri sokmayın!

Başınız ağrır sonra! İstenmeyen, çıkılmaz sokaklara girersiniz de sonra bocalar, ne yapacağınızı şaşırırsınız.

*

Hayatınızın kararması da mümkün iken, bu tavsiyeye uyabilecek kimse var mı acaba?

Yoksa canınız yanabilir. Ah vah etmeden, pişmanlık duymadan mümkünse gelini ve damadı işinizden, varsa birikiminizden ve aşınızdan uzak tutun, Allah’a yakın olursunuz!