Bu başlığı, gazeteci-yazar Nevşin Mengü’nün sayfasından ödünç aldım.
Geçenlerde, Dulkadiroğlu Belediyesinin mümtaz başkanı Mehmet Akpınar, bir köşe yazısında ‘kendi oyununu kendin kur!’ demiş, aslında bu yazısında hem çeriye, hem başka mahalleye mesajlar vermiş, aslında ders niteliğindeki tavsiyelerini ile siyasete de ayar vermeyi denemişti.
Sizler gibi bendeniz de bir süredir daha başka bir gözle gözlemliyorum, muhalefet seçmeni çok daha kolay manipüle ediliyor. Sosyal medyada biri bir taş atıyor, bir deli kuyuya bir taş atıyor, kırk akıllı çıkartmaya çalışıyor gibisinden, binlerce insan peşine takılıyor, dur ben daha büyük taşı atayım yarışına giriyor.
*
Allah’ın gücüne gitmesin, hacıların şeytan taşlamak için kutsal topraklara gitmesine gerek var mı bilemem, içimizdeki şeytanlar her gün öyle senaryolar yazıyor, öyle oyuncular sürüyorlar ki sahaya, sanki derbi maçı, taraftar desen zaten binlerce, figüranların sayısını bilen yok, atılan taş kurbağayı ürkütmeye yetiyor mu o ayrı mesele, özellikle sosyal medya artıkları, müptezeller oyun kurucu pozisyonundalar, rolündeler.
*
Ve her gün yeni bir oyun sahneye konuluyor, fakat kendilerini de oyun kurucu yerine koyduklarında burun kıvıran vatandaşların güvensiz tutumu karşısında yelkenleri indiriyorlar.
Zaten itibarları yok, zaten karşılıkları yok basın camiasında, kendileri çalıp kendileri oynuyorlar.
Sosyal medya camiasında, ortamında ateşi yakanlar genelde istedikleri sonuca ulaşınca kenara çekilip izliyor. ‘Ateşi ben yaktım, bakalım içinde kimler yanacak!’ der gibisinden…
*
Günümüz dünyasında, ister ekonomik, ister sosyal, isterseniz ekonomik camiada olsun, hayal kırıklığına uğrayanlar çok örselendi, yıprandı. Sürekli sonucu belli seçimler için avutulduğuna, büyük bir oyunda figüran olduğuna inanmış durumda insanlar. Nereye gideceklerini, nerede duracaklarını, kime güveneceklerini, kime ilk seçimde oy verecekleri konusunda kararsızlar. İnsanlar güvensizler ve öfkeliler.
Hem materyal hayatta hem de sosyal medyada bunu görüyoruz. Sosyal medyada, hele, oranın doğası gereği insanlar daha sert daha katı oluyorlar.
*
İster iktidar olsun ister muhalif kitle, siyasette karar alıcılar zamanlarının büyük kısmını sosyal medyada geçirirlerse bu iş bir kısır döngüye evriliyor. Öfke, nefret siyasetinden beslenen siyasetçi veriyor coşkuyu. Coşkuyu alan halk iyice bileniyor.
Sosyal medyada herkes coştukça coşuyor, herkes kendi oyununu sahneye koymayı deneyip, figüranlar zaten hazır kıta, kendini oyun kurucu yerine koyanlar, kendi oyuncularını sahneye çıkartıyor ama önemli olan sonuç almak.
Belediye başkanlarının bir güzergâhı, bir yolu, bir rotası, bir istikameti var. Siyasete bulaşmayan kurum kalmadı. Ve sorsan herkes siyasetin kitabını yazmış, akademisinden üst düzey derece ile mezun olmuş.
Biz de biliyoruz ki, siyaset sonuç almak için yapılır yoksa dernek kuralım hep beraber arada bir bir araya gelip çıldıralım.
*
Kime sorsan, kiminle konuşsan, ‘Siyaseti tarif et!’ desen, kırk çeşit tarif sunarlar size. Yemek listesi gibi, seç beğen al. Oysa siyaseti maalesef ve ne yazık ki en sevmediğinde ne kırgın olduğunla uzlaşma mesleği, sanatı.
Peki, şimdi bir soru sorsam, desem ki; “Şahsım şehrinde, niyeti kazanmak olan oyun kurucu olarak kimi adres gösterirsiniz?”
Önümüzdeki belli ki zorlu bir seçim süreci var. Erken mi, baskın mı, yoksa önümüzdeki yılın ilk ya da sonbaharında mı bulmaca, bilmece gibi de daha şimdiden herkes cephe oluşturma, sahaya çıkıp oyuncu seçme, oyun kurma hesabında, derdinde.
*
Seçim heyecanı kadar X partisinden Z partisine kimlerin transfer olacağına dair çarşaf çarşaf listeler yapılır, sosyal medyada gündeme oluştururken, bu süreçte kendini oyun kurucu yerine koyanlar, birlikte bir cephe oluşturma ve cepheyi büyütme işini çözemezse, seçildikleri iradeye hesap vermeyi göze alanlar bu süreçlerin dışında kalırlar mı, onu da zaman gösterecek!
Oyun kuramazsan, kuracağım diye sahaya çıkıp çalım atamazsan, penaltı çekemezsen, korneri dışarı gönderirsen, arkadaşlarına gol pozisyonu hazırlayamazsan oyunda sadece oyuncak olursun.
Artık o oyuncakları çocuklar bile babalarına aldırmıyorlar!