Şu sıralar yeni rektörünü bekleyen Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ve İstiklal Üniversitesi değil asıl mesele olan. Yazı genel…

Türkiye’de her kurum gibi üniversiteler de siyasallaştı, kalitesini yitirdi maalesef.

Üniversiteler artık bilimle değil, eğitim bütçelerinin çarçur edilmesiyle, usulsüzlüklerle, adrese teslim yandaş kadrolarla, liyakatsiz atamalarla, muhalif görüşlü kadroların tasfiyesiyle, yasaklarla, baskılarla, intihallerle, soru hırsızlıklarıyla gündeme geliyor.

Oysa ülkemizin en büyük eğitim-öğretim yuvalarından beklenen şunlardı;

*

Temel görevi özgürce bilgi üretmek, yaymak, ulusal ve uluslararası düzeyde bilimsel araştırma ve incelemeler yapmak, nitelikli bir eğitim-öğretim vermek olan üniversitelerimiz, son yıllarda uygulanan yanlış politikalar nedeniyle problem yumağı haline gelmiştir.

* Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısındaki artış, akademik özgürlüklerin kullanılmasında karşılaşılan güçlükler üniversitelerimizin bilimsel araştırma potansiyelini açığa çıkarmalarına engel olmuştur.

* Yüksek Öğretim Kurumu üniversiteler arasında koordinasyon sağlayan, standartlar belirleyen bir yapıya kavuşturulacak; üniversiteler idari ve akademik özerkliği olan, öğretim elemanları ve öğrencilerin serbestçe bilimsel faaliyette bulunduğu, araştırma ve öğretim kurumları düzeyine çıkarılacaktır.

* Üniversiteler, her çeşit düşüncenin demokratik bir ortamda, hoşgörü içinde öğretilip tartışıldığı, yasakların ve sınırlamaların olmadığı özgür bir foruma dönüştürülecektir.

* Rektör, dekan, bölüm başkanı, ana bilim dalı başkanı, enstitü müdürü gibi her kademedeki akademik yöneticinin seçimle işbaşına gelmesini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılacaktır.

* Üniversiteye yerleştirme sistemi, mesleki ve teknik eğitime talebi düşüren, haksız ve adaletsiz uygulamalara sebep olmaktadır. Sınavlar, yarışmayı teşvik edecek ve adaleti sağlayacak şekilde değiştirilecektir.

Peki madem öyle, devam edelim.

Türkiye’de 129’u devlete ait olmak üzere 208 üniversite var. Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşlarından sıralamasına göre dünya çapındaki ilk 500 üniversite arasında Türkiye’den sadece 3 üniversite var. İşin acı tarafı bunlardan sadece 1’i devlet üniversitesi.

*

Yani üniversitelerimiz uluslararası arenada iyi durumda değil.

Üniversiteler demokratik düşünce ortamıyla değil, yasaklarla, karşıt görüşlü öğrencilerin okuldan atılmasıyla anılıyor. Avrupa Üniversiteler Birliği raporuna göre Türkiye, akademik özerklik açısından 35 ülke arasında sonuncu sırada…

Rektörler demokratik seçimle değil atamayla göreve geliyor.

Bu şartlar altında üniversitelerin bilimle gündeme gelmesi, insanlığa faydalı çalışmalar üretmesi neredeyse mucize…

*

Kadim ve kahraman şehrimizde 2 üniversite var. İsimlerini biliyorsunuz, biri ne yapsa öbürünü taklit ediyor, etkinlikler sıradan, bilimle, akademik çalışmayla alakasız, yurt içindeki velilerin çocuklarını gönderip göndermemekte tereddüt yaşadığı, dilimde tüy bitti, yaza-yaza ikrah geldi; “Sütçü İmam Üniversitesinin adını gelin ‘Kahramanmaraş veya 12 Şubat Üniversitesi’ koyun!” dediğimiz, ama kimsenin değiştirmeye cesaret edemediği en büyük eğitim kurumlarımız bile ha var ha yoklar listesinde.

Siyasiler Ankara ile parti teşkilatı arasında mekik dokuyacaklarına, biraz da bu meseleye duyarlı olsalar fena olmayacak!

Ve 2 bin öğrencisi olan, sırf siyasi amaçlarla, siyasi yatırım gayesiyle açılan İstiklal Üniversitesi de mümkün ise Sütçü İmam Üniversitesi çatısı altıda eğitimini sürdürmeli.

Eğitim kalitesi zaten yok. Bakkal dükkânı gibi üniversite açılırsa olacağı bu, daha fazlasını beklemek ham hayal. Hayal dünyasında yaşıyorsanız mesele değil de, bunları yapacak cesaretiniz var mı?

Hıııı?

*

Son sözüm, bize işsizler ordusu üniversite mezunu değil, sanayi sitesinde eli tornavida tutacak işçi lazım!