‘Yemesen de tarlasından geç!’ deseler bile ne salata içinde, ne ana yemek yanında ağzıma bile koymam. Faydasının olduğunu bilmediğimden değil, damak zevkime uymuyor, alışmamışım demek. Sonra, aklına turp sıktığımız kimselerden de haz etmem!
Turpun büyüğü nerede diye soracak olursanız bak, onu da bilemem. Bilse bilse en iyi sayın Cumhurbaşkanımız bilir.
Bize lahmacun yemek düşer!
*
Şimdi, geçen haftaki yazımda, yerelde siyasi partileri biraz gıdıklamış, olanlar kadar olacakların da beklendiğini imaya çalışmış, belki ipuçları da vermiştim.
Bütün parti mensuplarında, özellikle AK Parti cenahında müthiş bir beklenti hakim. 2027’nin Mart ayındaki muhtemel bir erken seçim kokusu alanlara bakıyorum, şimdiden kulis, yerel basında haber ve Ankara ziyaretleri gündeme gelince, herkes turpun büyüğünü beklemeye başladı.
Dikkat edin, heybeden çıkan turpların önü ardı kesilmeyecek. Müneccim miyim, kahin mi, falcı mıyım ne derseniz deyin, başka şehirler, başka başkanlar beni ilgilendirmez, zerre-i miktar ırgalamaz, yakın tarihte şahsım şehrinde muhalif partilerden AK Partiye geçişler olacak!
Ve Ankara’da rozetler…
*
Sahada top koşturmaktan dermanı kesilenler, gelecek ve koltuk kaygısı yaşamak istemeyip, siyaseti sürdürmeyi amaçlayanlar, öteki mahalleden bu mahalleye taşınacaklar, rozetlerini de muhtemelen sayın Cumhurbaşkanı takacak.
Bana düşürecek değiller herhalde!
*
Turp dedim da yine takıldım bir tarafına. Çok yiyenlerde sıkıntı yaratıyormuş. O vakit ne diye sağda solda gaz arıyoruz, ne diye ona buna dünyanın parasını veriyor, bütçedeki deliği büyütüyoruz; çare olarak turp tüketimini hızlandırmalı, sık tüketilmesi için kanun hükmünde kararname çıkartılmalı, tarlasından geçmeyenlere ceza verilmeli, her sofrada mecburi tutulmalı, büyüğü küçüğü demeden çekilişlerde hediye olarak turp da listeye alınmalı.
Ha, gaz kaçağı olursa, onun da müsebbibi ben olmayayım artık!