Şu sıralar Bertiz moda, Bertiz gündemde, Bertiz yörenin gözbebeği. Sağlık, ulaşım ve iletişim sorunu yaşansa da, iklimi ile yaşanacak yer. Bağı, bahçesi olanlara ne mutlu, çok şanslılar, çoookk!
O çok konuşulan, çok tartışılan, çok yazılan, çok yorum alan Ahırdağı altından Bertiz’e kadar uzanacak, yolu kısaltacak, araçların ekonomik ömrünü uzatıp, teknik bakımlarını aza indirecek tünel ve şimdi tam zamanı galiba, başkan transferleri meselesine devam.
*
Başkası geçse de, prim yapmaya çalışsa da, benim öyle bir niyetim yok. Kimseyle kafa da bulmuyorum, haddim de değil. Fakat Ahırdağı’nı Şirin aşkıyla dağları delen Ferhat gibi delmeye, tünel açmaya-açtırmaya ve hatta yolunda ölmeye bile razı olan, niyetlenen ve bunu muhalefette iken değil sadece, AK Partiye geçtikten sonra da dillendiren Prof. Dr. İrfan Karatutlu (pardon prof. etiketi ağzımdan kaçtı. Belki de Allah söyletti) gündemde tutunca, pazar günkü Boyalı Güreş Festivalinde bir kere daha gündeme oturdu ve popületesini korudu.

Lakin bu yöreyi çok iyi bilenler, tanıyanlar ve hatta ikamet edenler, ‘bilmem kimin ismi değişti’ demekten kendilerini alamasalar da, o gün en çok konuşulan mesele, güreşlerden, cevizden ve üzümden çok, ilk seçimde Dulkadiroğlu Belediyesine kimlerin talip olup olmayacağı meselesiydi.
Yakın zamanda herşey olabilir. Konum atılırsa adresler değişebilir, güzergahlar farklılık kazanır, şartlar-şurtlar gündeme bir kere daha getirilir, gidenlerin veya kalanların hesabı tutar mı, ona bakacağız da, önemli olanın siyasi iradenin güçlü kılınması.
Gidenin ardından ağlamaya değer mi hareket bilemem, kalanlar bizim, gidenler başkalarının olursa, dokular, kokular, renkler bir masanın üzerinde toplanırsa, parsa kimin olur?
*
İsimleri şimdilik boş verin, güreş sırasında, anonsu yapan arkadaş, bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeden, AK Parti Milletvekili Dr. İrfan Karatutlu’yu anons ederken, isminin başına bir de ‘Prof’ ekleyince hem kendisi güldü, hem de güreş severler kahkahaya boğuldular.
Bu ne demekti, bilinçli mi söylendi, yoksa dil sürçmesi miydi?
*
Vatandaş da şu yorumu yaptı; “İrfan Bey yoksa meslektaşı ve ağabeyi Prof. Dr. Vahit Kirişçi’ye gönderme mi yaptı, onun ünvanına göz mü dikti, yerine mi talip?” derken, kulağımıza gelen bilgilere bakılırsa sayın vekilin tünel ve asma köprüyle ilgili şovu, 11 Ekim’deki Baydemirli Güreş Festivalinde bomba gibi patlayacak! Herkes sabırla bekliyor, acaba vekil ne söyleyecek!
Aman patlasın patlamasına da, çevreye, birilerine zarar vermese…
*
Araya giriyorum, fenomen olduğu söylenen firikiçi-tarhanacı birisinin, üzümü tüm milletin gözü önünde eze-eze hem festivali düzenleyenlere, hem de güreş severlere hakaret kabul edilen iğrenç şovu, davranışı kınandı. Üzüm nimetti, nimete eziyet, işkence çektirmek bölgeye ve nimete en büyük saygısızlıktı.
Sosyal medya fenomeni olan, bu saygısızlığı neresine sığdırdı, merak ediyor insan.
*
Neyse… Madem prof.tan söz ettik, devam edelim. Ben ‘prof’ deyince aklıma önce sayın Vahit Kirişçi, sonra KSÜ Rektörü sayın Taner Okumuş ve nihayetinde Allah uzun ömürler versin sayın Mehmet Sağlam gelir.
Oysa şu sıralar en popüler prof. sayın İrfan Karatutlu. Sanıyorum kendisi de sevmiştir bu ünvanı. Herkesten çok utangaç, mahcup gülümsemesi bile bunun isbatıydı.
Kimse çıkıp da ‘En büyük, en iyi prof. benim!’ demesin, hava da atmasın! Ayıp olur yoksa!
Ona kalırsa günümüzde herkesin maşallahı var, herkes bırakın sadece profesörü, ordinaryüs… Siyaseti en iyi onlara bilir, gündemi en iyi onlar belirler, siyasete en iyi onlar ayar verirler, ki onlar siyasette he zaman ve her yerde denge unsurudurlar! Yerseniz tabi.
Ha, içlerinde dengesiz olan çıkmaz mı derseniz, sayısını unuttum!
*
Hadi bir fıkra gönderelim de, keyfiniz yerine gelsin, gülümseyin biraz.
Soyguncunun biri bankaya girmiş, çekmiş silahını havaya ateş etmiş, herkesin yere yatmasını istemiş. Kasalardaki paraları toplamış ve kapıya doğru yönelmiş.
Tam çıkacakken kapının önünde duran bir adama sormuş, “Beni gördün mü?”
Adam şaşkınlıkla, “Evet, gördüm!” deyince soyguncu çekmiş tabancasını dan dan adamı alnından vurmuş.
Tam tekrar kapıya hamle etmiş ki, kapının yanında bir karı koca duruyor, erkeğe sormuş; “Beni gördün mü?”
Adam gayet soğukkanlı bir şekilde cevaplamış; “Valla ben hiçbir şey görmedim ama galiba benim hanım gördü!”
*
Ee, bu ne şimdi derseniz, fıkra işte. Hadi, surat asmayın, gülümseyin biraz. Sizden para isteyen de yok!