Sacit Aslan’ın yazdığı bir kitap var. Adı; ‘Bir masalda 2 kral olmaz!’

Siyaset hayatımızın günlük nevalesi haline geldi. Atıştırmalık gibi bir şey sanki. Onsuz yapamıyoruz. İçimiz dışımız siyaset kokmaya başladı ve bütün bedeni sarıp sarmaladı. Kurumların bile siyasallaşması ondan. Müdür siyasi, şef siyasi, odacı siyasi, çalışanlar siyasi olunca, siyasetin de cılkı çıktı, güvenirliliği kayboldu.

*

Mesele o değil, girişe çeşni olsan diye yazdım, bugün yerelde ve ulusal camiada siyasetin büyüğü, beyefendisi ve benim de 45 yılın üzerinde bir zaman diliminde tanıdığım insan.

Tarım ve Orman Bakanlığı yapmış, bugün de aynı bakanlığın komisyon başkanı olan sayın Prof. Dr. Vahit Kirişçi ile hanımefendi siyasetçi ve iletişim uzmanı sayın Dr. Tuba Köksal’ı yazacağım.

Bayanların her zaman ve her yerde önceliği vardır, bu hakkı kullanarak önceliğimi bu hanımefendiye veriyorum.

Her ne kadar Tuba Hanım ile yıldızımız barışmasa da, onun bu şehre, yerel siyasete ve özellikle deprem sonrası yaraların sarılması, insanların kurtarılması, acılarının dinmesi noktasındaki gayretini, çalışmasını inkar edecek değiliz. Yukarıda Allah var, doğru tek, bir tane…

Cumhurbaşkanımız, Rabbim ömrünü uzun eylesin, sayın Recep Tayyip Erdoğan şahsında ayrı bir yeri var sayın Köksal’ın.

Memleketin sorunlarını bire-bir görüşmelerle çözme noktasındaki çabasını bilen birisi olarak, aramız limoni olsa da edindiğim intiba ve hakkındaki duyduklarım, hep müsbet çıktı. Büyükşehir ve diğer belediye başkanları ile uyumlu ve verimli çalışması, birlikte hareket etmesi, ‘tek çiçekle yaz gelmez’ ilkesini benimseyip uyum sorunu yaşamayan nadir siyasetçilerimizden.

Sorunların takibinde, iletişim meselesinde üstün bir yeteneğe sahip olan sayın Köksal, belki geç anladık, belki kıymetini geç bildik ama olsun, güç olmadı en azından, şehir için, yerel ve ulusal siyaset için bir şans, bir fırsat!

*

Gelelim yeniden sayın Vahit Kirişçi’ye, eski dostuma…

İnsanız, beşeriz şaşarız. Kimse dört dörtlük değil, hepimizin de eksiklikleri, kusurları, kabul görmese de zaaflarımız var. Hatasız kul yok. Orhan Gencebay boşuna mı besteledi o şarkıyı.

Vahit Bey baba adam. Ha, neredeyse bir yılı doldu dolacak, genç yaşta damadını kaybedince ilk arayanlardan biri bendim, sabahın erken saatinde. Buna rağmen, acısını kalbine gömdü, şehrin yeniden ihya ve inşası noktasında Büyükşehirle ve diğer milletvekili arkadaşlarıyla koordineli bir çalışma yürüttü, sorunların halli konusunda elinden gelen gayreti esirgemedi.

Büyüklüğünü, abiliğini gösterdi Türkçesi.

Şehrin onlarca derdi, sorunu var. Ve sayın Kirişçi’nin Ankara’da bir ağırlığı, bir bitip tükenmeyen kredisi var. Bazen eleştirsem, o da biraz kızar-sinirlenir gibi yapsa da, bu gerçekleri yazmak boynumun borcu.

Problemler var çözülür. Sıkıntılar var giderilir. Acılar var diner. Mağduriyetler var önlenir.

Sayın Kirişçi’nin özellikle Fırat Görgel Başkanımla verimli, uyumlu çalışması, şehrin bir an önce ayağa kalkması için önemli, kıymetli.

Allah razı olsun!

“Bir masalda 2 kral olmaz!” dedim, Vahit Bey siyasetin kralı ise, sayın Köksal beni bağışlasın, kendisi de kraliçesidir.

*

NOT: Bu yazıyı bana kimse silah zoruyla yazdırmadı, yazdıramaz da zaten. İçimden geldi…