Her ülkenin kalkınma yolculuğunda eğitim en önemli yapı taşlarından birisidir. Bir ülke, ihtiyaç duyduğu insanı yetiştirebildiği kadar güçlüdür. Eğitim sistemi de tam olarak bunun için vardır.

Ancak eğitimin amacı yalnızca diploma sahibi bireyler yetiştirmek değil, aynı zamanda ülkenin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan portresini doğru şekilde hazırlamaktır. Türkiye’nin bugün üzerinde düşünmesi gereken konulardan biri de meslekî eğitimin geleceğidir.

*

Bugün sanayicinin en büyük problemi mühendis bulmak değil, işi yapacak usta bulamamaktır. İşte tam da bu yüzden eğitim sistemimizi yeniden konuşmamız gerekiyor.

Uzun yıllardır uygulanan 4+4+4 eğitim sistemi, birçok alanda önemli kazanımlar sağlamış olsa da meslekî eğitim konusunda yeni değerlendirmeleri gerekli kılmaktadır. Özellikle sanayi, üretim ve hizmet sektörlerinde nitelikli ara eleman ihtiyacının giderek arttığı görülmektedir. Birçok işletme çırak, kalfa ve usta bulmakta zorlandığını ifade etmektedir.

*

Oysa Türkiye, genç ve dinamik nüfusuyla üretim potansiyeli yüksek bir ülkedir. Güçlü bir ekonomi için iyi eğitim almış akademisyenlere, doktorlara ve mühendislere ihtiyaç duyulduğu kadar; işinin ehli ustalara, teknisyenlere ve meslek sahiplerine de ihtiyaç vardır. Çünkü üretimin her aşamasında bilgi ile emeğin birlikte hareket etmesi gerekir.

Bu noktada meslek ortaokulları ve meslek liselerinin daha da güçlendirilmesi önemli bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Gençlerin ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilmesi, hem onların daha erken yaşta meslek edinmelerine katkı sağlayacak hem de ülkenin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetişmesine destek olacaktır.

Dünyanın gelişmiş ekonomilerine baktığımızda, meslekî eğitime verilen önemin ekonomik başarıyla doğrudan ilişkili olduğunu görüyoruz. Üretim gücünü artıran ülkeler, eğitim sistemlerini iş hayatının ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirmeyi başarmışlardır. Türkiye’nin de kendi şartlarına uygun modeller geliştirerek bu alandaki çalışmalarını sürdürmesi büyük önem taşımaktadır.

*

Geleceğin ‘güçlü Türkiye’si; düşünen, araştıran, geliştiren gençlerin yanı sıra üreten, uygulayan ve mesleğinde uzmanlaşan insanlarla inşaa edilecektir. Bu nedenle eğitim politikalarında akademik başarı kadar meslekî becerilerin geliştirilmesine de önem verilmelidir.

Unutmamak gerekir ki bir ülkenin kalkınması sadece üniversite sıralarında değil; atölyelerde, fabrikalarda, üretim bantlarında ve işinin başındaki ustaların emeğiyle de gerçekleşir.

Eğer bugün gençlerimize bir meslek, bir beceri ve üretme kültürü kazandırabilirsek; yarının Türkiye’si yalnızca tüketen değil; üreten, geliştiren ve dünyayla rekabet eden güçlü bir ülke olacaktır. Çünkü bir milletin gerçek gücü, yetiştirdiği insanın bilgisi kadar ortaya koyduğu emeğin ve üretimin değerinde saklıdır.