Memleketimde kene çok olsa da, ısırsa da, hasta etse, hatta öldürse de, bırakın bir tarafa keneyi, bizim kenetlenme sürecinde olmamız lazım.
Lafta değil, sözde değil özde kenetlenmeye ihtiyacı var bu şehrin!
Bu şehrin ihtiyacı sadece asfalt, yol, köprü, sudan ibaret değil. Teknik belediyecilik elbette bir belediyenin rutin görevi, fakat manevi açıdan, moral motivasyon açıdan, sosyal belediyeciliğin yanına inşa edeceğimiz birlik beraberlik ruhu özümsendiği, hayata geçirildiği müddetçe, bu şehir ayağa da kalkar, toparlanır da.
*
Önce Mayıs ayında yaklaşık 40 esnafın temsilcisi, gerek içeride, gerekse dışarıda temsil noktasındaki başarılı ismimiz, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ahmet Kuybu, bilmem kaçıncı kez seçimi kazandı ve bir kere daha rüştünü ispat ettiği gibi, gücünü de gösterdi.
Ankara’da, TESK’te bile Ahmet Kuybu’nun bir yeri, bir hatırı, bir ağırlığı var.
*
Bir önceki cumartesi günü, Ticaret Borsası’nın patronu, hayırsever iş insanı, ‘Maraş’ın Sakıp ağa’sı sayın Mustafa Narlı, bir kere daha üyelerinin tercih ve teveccühünü kazandı, yeniden seçildi, yani güven tazeledi. Her zaman rakipsizdi, bu seçimde de rakipsiz olduğunu ortaya koydu.
Koyma ötesinde verdiği mesajlar önemliydi. Sektörün içinde bulunduğu vaziyeti özetlese de, bu şehrin acilen ve fazlasıyla birlikteliğe, kenetlenmeye ihtiyacı olduğunu vurguladı kaç kez.
*
Derken, geçen hafta cumartesi günü de, yaklaşık 12 bin üzerinde üyesi bulunan, depremden sonra sanayicilerin yaralarının sarılması noktasında gayretini esirgemeyen, üyeleri ile birlikte uyumlu çalışmaları neticesi Tcaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu seçime gitti. O da rakipsizdi. Kimse aday çıkmadı karşısına. Zaten bu 2 Mustafa’nın uyumu, dayanışması, dostluğu, sanayi ve iş dünyasını ayakta tutmaya yetiyordu. Mükemmel bir 2’liydiler, kardeş gibiydiler.
*
Öte yandan; MÜSİAD ve KASİAD gibi tüccarı, esnafı, sanayiciyi bünyesinde barındıran sivil toplum kuruluş başkanlarına ayrı bir parantez açacak olursam, Şerafettin Özcan ile İsmail Dinçer, bu şehir için, sanayi sektörü ve tüccar kesimi için birer şans , birer fırsatlar.
Sahip çıkmak gerekiyor!
*
Neredeyse 3 seneye yaklaşıyor, seçildiği günden bu yana, koltuğunu doldurabilen, teşkilatı ile yani geldiği mahalleden dahi kopmayan, şehrin çıkarları için gecesini gündüzüne katan, ramazanda bile bir gün olsun evinde iftar açamayan ak saçlı Büyükşehir Belediye Başkanı, başarı hikâyesinin üzerine bir de roman yazdı ki, alkışlarım!
Bıraktım şehrin yeniden inşası, toparlanması için gösterdiği çabayı bir tarafa, şu son ulvi görevi, yani sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle üstlendiği Türk Dünyası Belediyeler Birliği Başkanlığı gibi bir büyük sorumluluğu daha üzerine aldı.
Geçen hafta içinde Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’dan görevi, nöbeti devraldığında, yüzündeki gülümseme, layık görülen görevin sevinci, örtüşen karakteri ile bir araya gelince, ortaya mükemmele bir başkana profili çıkıyordu. Bu başkan Fırat Görgel’in ta kendisiydi.
*
Hal böyle olunca, sanayi ve iş dünyası, esnaf camiası yerel yönetimlerle uyum içinde çalışınca, ki çalışmak zorundalar, basın camiası, spor camiası, muhtarlar ve bu şehirde yaşayan 1 milyon 300 bin kişi, depremin izlerini silmek için tek yürek oldular, olmak zorundalar.
Bakın Gaziantep’e, parti ayrımı yapmadan bütün milletvekilleri birlikte hareket ediyor birlikte karar alıyorlar. Şehir milliyetçiliğinin en güzel örneğini sergilerken, tuttuklarını koparıyor, her geçen gün komşu ilimizi abad ediyorlar.
Biz, artık birbirimizin yoluna mayın döşemekten, kuyusunu kazmaktan, sırtını dönünce arkasından kırk laf saydırmaktan, önüne barikatlar koymaktan vazgeçip, basını, siyasetçisi, başkanı, esnafı, sivil toplum kuruluşları ve toplumu tüm kesimleri ile yeni bir birliktelik hikâyesi yazmak zorundayız.