Bir insanın adı Peygamber efendimizin adı olur, fakat ne özel yaşamı, ne gelenekleri, ne inançları ve ne de karakteri ile örtüşmeyen yaşam tarzına sahiptir, biz de bu tip insanlara ‘adı sahibine çekmemiş!’ deriz.

Örneğin adamın ismi Emin’dir fakat hareketlerine, tavırlarına bakıyorsun, hiç de güvenilecek biri değil. Tekin mesela, çapraz ve güven vermeyen yaşam biçimi ile toplumda itici bir yapıya sahiptir, o da adı sahibine çekmemiştir, ‘tekin adam değil’ der, geçerler. Ne kız verirler, ne iş, ne de borç.

Bazıları gazeteci görünür, karakteriyle örtüşmeyen bir kisveye bürünür, sorsan memlekette ondan büyük gazeteci yoktur, fakat adam fırıldağın önde gideni, tehdit ve şantajı meslek edinmiş imalat atığı… Siz isterseniz bu türlere ihracat fazlası da diyebilirsiniz. Sabıka kaydının sayısı bellisiz, her türlü pisliğe bulaşmış, lağımdan farkı yok, ama sorsan ‘araştırmacı-gazeteci’ bir de öyle bir etiket takar kuyruğuna…

*

Sağlıkçılar var mesela aramızda. Adam doktordur, vatandaşın gözlüğü çıkarıp atması için reçete yazar, gözlük satar, lakin kendisi gözlük kullanıyor.

Sağlıkçıdır ama sağlıklı değil demem şu; bedensel olarak maşallah benden sağlam. Ama söylemleri, tavırları ve davaya-mesleğine olan tutumları sağlıklı değil.

Faraza diyetten söz eder, aşırı yemek yemenin insan vücudunda oluşturacağı tahribatı, yakalayacağı hastalıkların listesini döker ortaya, sağlıklı beslenmeden söz ve tavsiyesinde bulunur, ama kendine baksan, 130 kilo.

Sağlıktan devam edelim, sağlıkçıdır, başka bir meslek de edinmiştir sonradan, tut ki siyasetin ucuna yapışmıştır hasbelkader, konuşmalarına bakıyorsun tutarsız, sağlıksız, dengesiz, giyimine bakıyorsun, hareketlerine, deli deli sözlerine şahit oluyorsun, ağzının içinde yalan dolanını bini bir para, sorsan sağlıkçıyım diyecek, doktorum diyecek, fakat adam sağlıklı değil.

Şehrin onca sorunu varken kalkıp onunla bununla uğraşmak tabi ki siyaset değil.

Her konuştukça ağzının üstüne vurasın geliyor, ‘hay dilini eşek arası soksun!’ demekten kendini alamıyorsun!

*

Öteki mahalleden geldi, başka takımdan transfer olunca, yeni takımımda gol kralı olacağım diye penaltıyı kendi çekmeye çalışıyor, korneri ben çekerim diyor, çalımın en iyisi bende diye hava basıyor millete, aslında üçüncü sınıf bir oyuncu, fakat kendini pahalı satma derdinde, yetmiyormuş gibi takımın teknik patronuna laf sokuşturuyor, taraftara hakaretler yağdırıyor, kulüp başkanına açıktan açıktan söylenenleri sineye çekip, ‘hop, dur bakalım ede, sen benim kulüp başkanıma böyle laf edemezsin!’ deme erdemini ve cesaretini gösteremiyor, neredeyse takıma ayar verme heva ve hevesinde, kendini de bir halt sanıyor.

*

İlimden irfandan anlamaz, bilim ve mesleği ile alakasız bu tür sağlıksız kimselerin ne takıma, ne mahalleye verecek bir katkısı da yokken, her şeye maydanoz olup, her mahalleye, her köye ben giderim deyip takımın kaptanını ikinci plana iten sağlıksız adamlara söylenecek çok şey var da, yerim dar.

Bari direksiyon başındakini rahat bırak. Verdiğin zarar bini aştı, bir gün ya bir duvara, ya bir ağaca toslayacaksın, ya da uçurumdan aşağı…

Sakatlanmış, yarışacak durumda olmayan atları bile ya kesip kasaba gönderiyorlar, ya da ölüme terk ediyorlar.