İlk yazıyı yazmak zor olurmuş. İnsanın eli ayağına dolaşıyor, dilinin ucuna geliyor kelimeler, cümleler, klavyenin tuşlarına esir düşüyor, o vakit dene yazacağını bilemiyorsun. Bir heyecan kasırgası sarıyor bütün benliğini. ‘başarabilir miyim, beğenen, okuyan çıkar mı’ endişe dolu korkular kelimelerin içinde can çekişiyor.
Bir yere gidiyorsunuz, acemilik çekmek mümkün. Bir işe giriyorsunuz, eliniz ayağınıza dolaşıyor. Çok bildiğiniz bir iş olsa bile.
Bazen çok iyi bildiğiniz mahallede bile yabancılık çektiğimiz olmuyor mu? Oysa çok istiyordum bir sitede, gazetede yazı yazmayı. Tavsiye üzerine büyüğüm Mehmet Fiskeci’ye ulaştım, birinin vasıtasıyla oldu elbette, yazmak istediğimi söyledim.
Denememi istedi.
*
Zor olsa da, ilk heyecan bütün benliğimi sarıp sarmalasa da, kelimelere, cümlelere boyun eğmeden, yaşadığım yörenin, mahallemin, şehrimin görünen veya görünmeyen, konuşulan, yazılan sorunlarına değinmek düşüncesiyle, bu şimdilik deneme yazısı, yarın belki de yarından yakın yeni yazı ile karşınıza çıkabilirim.
Kim miyim?
Bir kurumda çalışıyorum. Okumayı, yazmayı seviyorum. Bu sevme beni sizlerle buluşturacak diye umut ediyorum.
Bu aslında tanışma yazısı. Kısa kesmek istedim.
Hadi hayırlısı…