Oto sanayi sitesinin atasözüymüş bu. İlginç geldi. Dedim ‘tam bir köşe yazısı başlığı’ artık içeriğine ne girerse, ne yakışırsa, buluruz bir şeyler deyip ‘bismillah’la başladım yazmaya!

Özellikle deprem sonrası, evlerimizde oluşan hasarlar yüzünden bazı eşyalarımızın bakım onarım v e tamiri gerekli olunca, mecburen ya ilgili cihazın servisini arıyorsun, ya da o tamiratı yapacak ustayı arıyorsun.

Bulabilirsen tabi. Ha, aslında çok da… Çünkü bakıyorsun, tornavida tutmasını bilmeyen sanayide ustayım diye geziyor, hayatında eline mala almayan inşaat ustası havasında telefona çıkıyor, özellikle beyaz eşya sevişlerini ararsan, Allah muhafaza, gelsin-gitsin, bir göz atsın, ‘ver 3 bin veya 3 bin 500 lira.

Niye böyle diyorsun, piyasayı örnek gösteriyor.

*

Ustayım diye geçinenlerini yaptığına bakıyorsun, verdiği emeği saatle yorumluyorsun, taktığını söylediği parça da yerli mi, Avrupa mı, bir de o ayaklarla geliyorlar sana, göz boyama desen mesleğin alışkanlığı haline gelmiş, bir kıçıkırık tamire dünyanın parasını sayıyorsun.

Bir okurum aradı, evine köşelere led spot lamba taktırmış. Aslında evi aldığında varmış, değiştirmeyi canı çekmiş, ki 15 senedir kullandığı, arıza vermeyen led spotlar, ustayım diye geçinenlerin taktığı günden bir hafta sonra lipir lipir etmeye, sönmeye ve patlamaya başlamış.

*

Müşteriyi kazıklamak, ev sahibine illallah dedirtmek, cüzdanına göz dikmenin adı ustalık olmuş.

Sevgili dostum Hakan Dereli’nin dediği gibi, vicdansızlık, Allah korkusu, kul hakkı yemek aslında içimizde vardı. Saklı bahçe gibiydi. Öylece duruyordu, ne zaman ki deprem oldu, hepsini dışa vurduk, salıverdik ortalığa.

Merhametsizlik, fırsatçılık, acımasızlık aldı başını gitti…

Demek ki dışarı vurmak, çıkartmak için depremi beklemişiz!

*

Ustayım diye evine çağırdığını ertesi günü tekrar arıyorsun, ‘Usta, dün tamir etmiştin ama bugün yine bozuldu, takır tukur sesler geliyor makinadan!’ deyip biraz da sesini yükselttiğinde, verdiğin para gözünün önüne geliyor çünkü, adam çemkiriyor sana, ‘bir usta ile konuştuğunun farkında mısın, beğenmiyorsan başkasını çağır!’

Al başına püsküllü bela!

Tamir edemeyince, sesini yükseltiyor.

*

Hele depremden sonra araban da varsa, sanayi sitesine götürdüysen, götüreceksen, Allah yardımcın olsun! Muz gibi soyarlar seni.

Balata eskimiş derler, fren tutmuyor derler, motor yağ yakmış derler, parası da şu kadar deyip, gözlerini cebine attığın eline dikerler.

Götürdüğüne bin pişmansın aslında da, mecbursun, mahkumsun!

*

Özetle ve tekrarı olacak ama olsun, aslında deprem ahlakımızı bozmadı, var olanı açığa çıkarttı…

Ve bu başlığın, bu yazının siyasetle alakası var mı diye sorarsanız, onun cevabını bana değil, kendinize verin!

Ağır abi’lere, çokbilmişlere, bir bilen’lere… Ve de çok çemkirenlere… Ve yine ‘söz verirken sarhoştum!’ diyenlere…