Zaten binenin de aklında zoru var derler.
Öyle bir zamandan geçiyoruz ki, kimsenin kimseye güvenmediği, iyiliklerin, güzelliklerin yerlerde süründüğü, karşılığının ise nankörlük olarak geri döndüğü zaman ve zeminde, atalarımızın meşhur sözüdür, “Parayı koynuna, avradı kaynına güveneceksin!” sözünden hareketle, kimse topal ata para yatırmıyor.
Ve de duran arabaya kimsenin binmeyeceğini bile bile…
Hep kazanan, hep birinci gelen yarışçıya prim ve ödül.
*
Muhalif belediyeler topal ördek durumuna düşse de, merkezi hükümetten yeterli desteği görmediklerini ileri sürseler de, borçlar altında inim inim inlediklerini dile getirseler de, dayatma ve “Gelecekseniz şartsız şurtsuz gelin!” uyarısına, gözdağına aldırmasalar da gittiklerinde ne olacaklarına dair bir garanti yok.
Günümüzdeki tek garanti, bankası…
*
Aslında gitseler de pek kıymetlerinin bilinmeyeceğinin farkındalar. Döndüklerinde, işleri bittiklerinde, peçete gibi kaldırılıp çöpe atılacaklarını biliyorlar. Buna göre temkinliler, gaza gelmiyorlar, topal ata binmeyi düşünmüyorlar, mevcudu korumak adına söz verdikleri ve oylarını aldıkları halkın iradesine saygısızlık yapacaklarını da unutmadılar.
Ama bir niyet var içlerinde kıpır kıpır.
Geçecekler. Ekonomik, sosyal ve siyasal nedenlerden ötürü bunu zaruri görüyorlar. İçlerinden gelmese de, şartların kendilerini zorladıklarını düşünüyorlar.
*
Hizmet etmek, verdikleri sözleri tutma, yerine getirme adına alacakları kararın başta kendilerine, seçmene, halkına bir yarar getirip getirmeyeceğine dair hesap kitap içindeler.
Malum, siyaset biraz da matematik işi. 2 kere 2’nin dört ettiğinden kuşku duyarsan, topladığında da aynı rakama ulaşacağını bilsen bile, atacağın adımın zeminine bakıyorsun.
Zemin ıslak, zemin kaygan, zemin sabun dolu. Bırak koşmayı, yürümen bile işkenceye dönüşecek gibi duruyor.
*
Haydi geçtiniz diyelim. Bir de geçenler ne düşünüyor, onlarla konuşun. Fikirlerini alın, istişare edin. Ne kazandılar, ne kaybettiler, muhasebesini yapın. Çarpın bakalım 2 kere iki 4 ediyor mu? Bir de toplayın!
Şayet, hadi diyelim geçtiniz! Geçişiniz memleketin hayrına ise, buyurun, yol sizin, yolak sizin, arkadaşlarınız da var arkanızdan gelecek, hadi, ne duruyorsunuz!
Bırakın oyunu oynaşı, sizi bekliyorlar!