Cılk yumurta sası-sası kokar ve mideni bulandırır. Ne pastaya koyarsın, ne melemen yapabilirsin. Yanlış insan, referansla gelip de iş barışı, huzuru bilmeyen, edep ve ahlaktan yoksun, fakat ve lakin birilerin adamı etiketi ile işe girse de, seni mahcup eden, havalara giren, güç zehirlenmesi yaşayan karakter yoksunlarının cılk yumurtadan ne farkı var?

Almışsın, kabullenmişsin ‘birilerinin adamını’ tanımadan, karakterini bilmeden, işe yarar mı, fuzuli birisi mi, bilmek için zamana ihtiyacın varken, tanımaya çalışıyorsun. Yolculuk sabrı gösterir, ticaret vicdanı gösterir, komşuluk ahlakı gösterir…

Bir insanın yüzü güzel olabilir, kalbine baktın mı? Konuşması etkileyici olabilir, sloganları güçlü olabilir.

Ama emanet taşıyıp taşıyamayacağı ancak zamanla anlaşılır. Diline, eline, beline hakim olabiliyor mu? Bizim Maraş’taki o meşhur söz de aslında bunu anlatır: ‘Kavun değil ki kıçını koklayasın’

Yani insan dışarıdan hemen anlaşılmaz, kimi çok düzgün görünür ama menfaat görünce değişir, kimi sessizdir ama en zor zamanda omuz verir.

Onun için karakter meselesi çok önemlidir. Karakteri sağlam olan insan, hata yaptığında utanır, yüzü kızarır, kendisini düzeltmeye çalışır, eksikliğini-hatalarını kabul eder, sorumluluktan kaçmaz…

*

Amma, lakin, mamafih, binaenaleyh, velhasılı kelam; nefsi ağır basan insan ise sürekli mazeret üretir, kendisini sorgulamaz, eleştireni suçlar, hatta zamanla kırgınlık, öfke ve düşmanlık üretmeye başlar.

Bugün insanların en büyük problemlerinden biri de budur. Herkes yetki istiyor ama herkes yük taşımak istemiyor, oysa emanet ehline verilmediğinde sadece işler bozulmaz.

Güven bozulur, ahlak bozulur, insan ilişkileri bozulur, Hz. Muhammed’in “Emanet zayi edildiğinde kıyameti bekleyin” buyurması boşuna değildir.

İş ehil olmayana verildiğinde emanet zayi olur!

Demek ki mesele sadece bir görev meselesi değildir, bu aynı zamanda ahlak, vicdan ve karakter meselesidir.

Çünkü hatayı görmek, çözümün başlangıcıdır. Akıllı insan hatayı inkâr eden değil, hatayı görüp tedbir alandır, yanlışı fark ettiği halde aynı şekilde devam eden değil, kendisini yenileyendir, bu yüzden yapılması gereken şey bellidir.

*

İnsan yetiştirmeye daha fazla önem vermek, eğitimi artırmak, karakter eğitimini güçlendirmek, sorumluluk bilinci oluşturmak, emanet ahlakını yeniden inşa etmek ve gerektiğinde de cesur davranabilmek.

Çünkü bazen bir yapıyı ayakta tutan şey sadece yeni insanlar kazanmak değil, yanlış insanların oluşturduğu yükü temizleyebilmektir.

Merhamet, tedbirsizlik, affetmek başka şeyler.

Aynı yanlışı sürekli görmezden gelmek ise daha başka şey.

İnsan bazen kırılarak öğrenir, bazen kaybederek tecrübe kazanır, ama önemli olan aynı yanlışı tekrar etmemektir.

*

Çünkü hayat da, mücadele de, insan ilişkileri de sürekli bir imtihandır.

Ve akıllı insan, yaşadığı hayal kırıklıklarından sonra insanlığa küsen değil; doğruyu bulup onu uygulayan insandır.

Ne mutlu karakter sahibi kimselere…