Bizi hep Allah ile, din ila, Kur'an ile, iman ile, namaz ile, haç ve umre ile aldattılar, kandırdılar. Hatırlayın, geçmişte bir Yimpaş vardı, bir Kombassan vardı, bir Mavi Marmara vardı, (daha çoktu da) akıbetlerinin ne olduğunu biliyorsunuz. Ama mağdur olan iyi niyetli, yarınlarını garanti altına almak isteyen masum insanlar oldu, acıyı onlar çektiler. Dolandırıcıların kurbanı oldular!

İhlas Finans vardı, hatırlayın. Sahibi (daha doğrusu Mücahit Ören) şimdi Amerika’da. Vatandaşı mağdur ettiler, isyan noktasına getirdiler.

Büyükler, “Küçük yumaktan (hamur) büyük ekmek çıkmaz!” derdi. haklılarmış!

*

Bu toplum insanların duyguları ile oynayan, onların birikimlerine göz dikip, milli ve manevi duyguları kalkan olarak kullanan kravatlı soyguncular listesinin en ön sırasında yer alan sözüm ona dernekler, bilumum cemaatler, vakıflar genelleme yaparsam belki yanlış olur da, çoğunun art niyetli olduğunu geçmişte gördünüz, yaşadınız.

Adam içkici, kumarcı, gece hayatını yaşam biçimi saymış, yani adamda her yol var, ama kanarya sevenler derneğinin başkanı veya üyesi, her neyse…

Vakıflar özellikle mübarek günlerde çıkarlar ortaya. Kurban keserler, kestirirler, çorba dağıtırlar, Afrika’da göstermelik ve önceden çekilmiş montaj videoları yayınlayarak insanların geleneklerini, umutlarını çalarlar.

Cemaatler bu sayede büyüdü, palazlandı.

Dermekler ve vakıflar hakeza.

En yakın, en canlı örneği AHBAP…

Ben de soruyorum, ‘Na’ber Ahbap!”

*

Dedim ya, gerçekten insanlık onuru ve yaşamı için hayırda yarışan vakıflar, dernekler yok değil. Onları her zaman tenzih ediyoruz.

Hani bir kitap okumuştum geçmişte, Erdal Demirkıran’ın eseriydi. Şuydu; ‘Bütün kadınlar aptaldır (sen hariç)

O nedenle diyorum ki, bütün vakıflar dernekler hırsızdır, kendilerine çalışırlar, yurt dışı ile insanları kandırırlar, senin benim masum birikimlerimi çalarlar, sonra da gidip en ön safta namaza durur, kul hakkını sana bana yedirmezler bile.

*

Şehrimizde senelerdir kendini hayra adamış vakıf var, bunlardan biri de ŞEKERLİ VAKFI’dır. Yönetim Kurulu Başkanı sayın Eşref Şekerli, gariban dostu. Hayırsever insan. Zenginlerden aldıklarını veya kendi imkânlarını garibanlara, fakirlere, öğrencilere dağıtıyor, insanlara dokunuyor özetle, hayır işliyor, insanların duasını alıyor.

Kış günü sıcak çorba ile insanların içini ısıtıyor, yazın kavurucu sıcakta gönül rüzgârı ile yürekleri soğutuyor.

*

Bütün vakıflar insanların milli ve manevi duygularını istismar ederek, iyi niyetli, dürüst insanların geleneklerini, umutlarını ve dini vecibelerini yerine getirmek yerine, kendine yontar, kendi yönetimi zengin olur, üstelik de vakıf başkanı ve yönetimi adı altında sağda solda caka satarlar, protokolün en ön safında yer alırlar.

Eşref Şekerli hariç demem bu yüzden işte.

Sayın Şekerli bunlardan değil, farklı. O protokol adamlığından çok, gönül adamlığına niyet etmiş, abone olmuş, bir gönül elçisidir.

Tebriklerim sevgili Şekerli kardeşim için!