Bu lafım en çok da iktidar partisi mensuplarına. Ha, ihtiyaç duyuyorsa muhalefette olanlar da nasiplenebilir, sakıncası yok. Kimin kısmetinde ne varsa, o düşsün kaşığına. Ya nasip!

Hiçbir partiye zerre-i miktar kadar yakınlığım olmadığı gibi, takıntım da yok. Allah herkesin işini gücünü rast getirsin! Her partiye eşit mesafedeyiz, partili partisiz bütün insanlarımızı seviyoruz. Gerisi laf-ı güzaf!

*

Biz, dinimiz, eğitim seviyemiz, cinsimiz cibilliyetimiz ne olursa olsun, ahkâm kesmeyi seviyoruz. Hele biri de meydanı boş bulduysak, dinleyecek birkaç kişi de varsa ortamda, bir de siyasi kimliğin varsa üstüne üstlük, edebiyat parçala, bilip bilmeden aklına eseni söyle, vallahi inananı çıkar.

O kadar da saf milletiz. Niye olmasın, adam mürekkep mi yaladı başka bir şey mi orası tartışılır, bir partinin mensubu ise, biraz da tanınırlığı varsa, dinleyenin ağzının suyu akar, bir karış açık kalır.

Niye açık kalmasın, adam beleşten ahkâm kesiyor, baksana!

*

Merhum dişçi Yılmaz’ın oğlu, Akif Ercan benim kıymetli dostum. Uzun senelere sığan bir merhabamız, tuz ekmeğimiz var. Siyasete olduğu kadar siyasetçilere de ayar vermeyi sever. Ağzının ayarı olmasa da, söyledikleri yabana atılacak adam değil. İçinden geldiği gibi konuşur, eğilip bükmez, alnının çatından sıkar.

Döverek değil, söverek yaptığı dostane tavsiyeleri ile partilileri uyarıyor, mesaj vererek, siyaseten rahatsızlığı sebebiyle kenara çekiliş olsa da, bal gibi siyasetin göbeğinde, şah damarında.

Ayar vermekse, ayar vermede üzerine adam tanımam! Dobradır, merttir arkadaşım ve sapına kadar adamın dibidir sevgili Akif Ercan dostum.

Bir paylaşımını görmüştüm epey önce, biraz geliştirerek sizlere servis etmemde sakıncası yoksa, buyurun…

*

“AK Partimizde görevde olanlar, ağız dolusu ahkâm kesersiniz millete. Dinleyen de çıkarsa, meydanı boş bulduysan palavranın bini bir para, gırla gider.

Örnekleri yok mu zannediyorsunuz, makamlardan inince, etiket yakanızdan düşünce ortalıkta tozunuz bile gözükmez, ne meydanlardasınız, ne halkın içinde. Oysa bu parti size makam verdi, ünvan verdi, hakkını teslim edin diye itibar kazandırdı. Ama yoksunuz, ayıp değilsiniz, düpedüz kayıpsınız.

Ancak REİS gelirse veya herhangi bir bakan, herhangi bir genel başkan yardımcılarından biri, takım elbiseleriniz zaten üzerinizden çıktığı yok, neredeyse onunla bile yatağa gireceksiniz, millet ancak sizi çektirdiğiniz fotoğraf karelerinde görebiliyor.

Yalvarıyorsunuz, “Ne olur bize bir imkan daha ver, bir makam, bir koltuk, bir etiket, yoksa vatandaş bizi adam yerine koymuyor!” Malum, itibar makama, koltuğa, etikete, başka kulvarlarda yarışıyorsanız paraya, bağ evlerine, servete, lüks arabalara, akıllı telefonlara!”

*

Siyasette iken, partide bir görevi varken ucuz tarafından ahkâm kesmeyi siyaset zanneden, bol keseden atanlara sesleniyor ve son noktayı koyuyor sevgili Akif Ercan, şunu söylüyor, “Bu samimi dava adamlarının aklıyla alay etmeyin, yeter artık!”