Akedaş İstiklalspor Kulüp Başkanı Gaffar Akarca istifasını verdi, önümüzdeki günlerde yapılması muhtemel kongrede aday olmayacağını söyledi.

Kendi tercihi. Bir kısım taraftar hesap verilsin dedi, belki de verecekti, basın toplantısı yapacaktı Kervanhan’da, sonra aniden gelen haberde, başkanlık görevini bıraktığını duyurdu.

Aradan 24 saat geçmeden, takımın bugünlere gelmesinde büyük payı olan, gol kralı Kemal Rüzgâr da kulüp ile ilişkisini keserek şehirden ayrılıverdi.

Şayet takım bir üst lige yükselseydi, Gaffar Akarca’nın heykelini dikerler, baş tacı ederler, başkan da görevinden istifasını vermez, Kemal Rüzgar da şehri terk etmezdi.

*

Ben burada 2 masum soru sormak istiyorum. Önceki sezonda yine gol kralımız olup, Kütahya’ya neredeyse beleş giden Aykut Çiftçi’nin gitmesine neden izin verildi. Şampiyonluk hedefliyorsunuz, taraftara umut veriyorsunuz, dünyanın parası ile istediğiniz gibi transferler yaptınız da, madem hedef şampiyonluktu, önce Aykut Çiftçi’yi, sonra da Kemal Rüzgâr’ı niye elinizden kaçırdınız?

Hesap verip vermemek kulübün yöneticilerinin işi. Vermeliler miydi, evet veya hayır diyemem. Ama hesap soracak birileri mutlaka çıkacaktır!

Göztepe’den sonra Galatasaray forması giymiş bir arkadaşımızı ekranlara çıkarttınız, basınla buluşturdunuz, 15 milyon verdiniz transferinden ötürü, ama bu yetenekli stoper 2 maç oynadıktan sonra gönderildi.

Niye geldi, niye gitti, niye oynamadı, 15 milyonu kim apardı?

Bir diğer sorum, ‘zenginler kulübü’ olarak adlandırılan İstiklalspor’un başına kim geçer, sanayi ve iş dünyası kadar yerel yönetimler eskisi kadar kulübe maddi destek verirler mi? Umutlar kırıldı mı?

*

Şehrin hafızası, şehrin spor ruhu Kahramanmaraşspor BAL’a düştü. Amatöre yani.

İstiklalspor’a gösterilen ilgi, yapılan yardımın yüzde 1’i bu takıma verilseydi, bugün bu hazin son yaşanmayacaktı. Fatih Ceyhan ne yapsın? Elinden gelen gayreti gösterdi, tüm imkânlarını seferber etti. Gittiği yere kadar kovaladı, elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz misali, mini mini yardımlar takımın ayakta ve ligde kalmasına yetmedi.

“Aman bir üst lige çıkmasın, çıkarsa para toplamaya çıkarlar, destek ararlar. Ya olduğu yerde kalsın, ya da amatöre düşsün. Bizim de yakamızdan düşmüş olur!’ diye düşünen dar kafalara soruyorum!

Takım şimdi BAL’da. Rahatladınız mı, mutlu musunuz?

*

Hele siyasiler, hele iş dünyası, hele yerel yönetimler. Biliyorsunuz ki bu şehir sahipsiz. Bu şehrin kaderi yok. Şansı yok, talihi yok, kısmeti yok. Evde kalmış kız gibi.

Herkes canını, koltuğunu, etiketini koruma derdinde. Kahramanmaraşspor kimin umurunda!

‘Deniz suyundan ayran olmaz!’ dediğimde eleştiriye zerre-i miktar tahammülü olmayıp çemkirenler, halkın arasına inemedikleri gibi, esnafın derdiyle dertlenemedikleri gibi, her geçen gün zehir akan Aksu Çayı’na müdahale edemedikleri gibi, Mado köprüsüne sağlı sollu bir servis yolu yapılması için kıllarını kıpırdatmadıkları gibi, havada bulut bile yokken, yaprağı bile kımıldatacak kadar rüzgar yokken havaalanımıza inemeyen uçakların pilotlarını ve Türk Hava Meydanları Genel Müdürlüğünü sorgulamayanlar, elbette kırmızı - beyazlı renklerin umurunda olamazlar.

Tekrar ediyorum, deniz suyundan ayran olmaz, bizim ne siyasilerimizden, ne bilmem kimlerden de bir cacık olmaz!