Temel, uzun süre Fadime ile birliktedir. Sosyal arkadaş, ya da sosyal evlilik diyorlar ya adına, ondan işte. Resmiyette bir şey yok.

Karısı Fadime; ‘Temel, senelerdir birlikte yaşıyoruz. Belli bir yaşa gedik. Artık evlensek mi diyorum! Ne dersin!’ diye sorar.

Temel kayıtsız, ‘Ne bileyim Fadime, bu yaştan sonra bizi kim alır!’

*

Son günlerde AK Partide değişim rüzgârlarının eseceğine dair balon, yıpratıcı haber ve yorumlar dolaşıyor. Asparagas da olsa, palavranın dibini koklasa da, gerçekle bir gram alakası yoksa da, uydurma olduğu biline biline servis edilse dahi bu tür haberlere inanan, ilgi duyan çıkmıyor değil.

Arz talep meselesi dediğimiz tam da bu işte.

Partiden ihraç edilenler çemkirirler. Bu her partide var. İhraç edilen, çekip giden kendini bulunmaz Hind kumaşı yerine koyar, düne kadar birlikte olduğu mesai ve siyasi kader arkadaşlarını yerden yere vurur, yıpratmaya çalışır.

Bunu da en çok egosunu beslemekten karakterini aç bırakanlar yapıyor.

*

Vakti zamanı gelirse, şartlar olgunlaşırsa, yarın için konuşmak erken, elbette değişimler olacak. Her başkan, her kadro ilanihaye o koltukta oturacak diye bir kural, kanun hükmünde kararname yok.

Değişim dönüşüm, sadece siyasi partiler için değil, bürokrat, bilumum başkanlar ve siyasiler için de geçerli iken, ortada fol yok yumurta yokken, sırf varlık nedenlerini bu asparagas duyurularla ispata çalışanları zaten ciddiye alan yok!

*

Yerel veya mahalli seçimler geldiğinde kendini hazır hisseden, hizmet etmeyi göze alan başkanlar aday adayı olurlar, koltuğu bırakırken, elbette boş kalacak değil, birileri atanır veya seçilir.

Fakat sırf kişisel hırsları, öfkeleri yüzünden ki hırs her zaman aklın önüne geçmiştir, bu kural değişmez, kurumlar üzerinden kişileri hedef tahtasına koymak doğru değil.

Tabi ki koltuklara kimsenin babasının malı değil, elbette makamlar, koltuklar, etiket ve ünvanlar kadıya mülk değilken, birilerine, biri yerlere göz kırpmak, yeşil ışık yakmak adına, veya ‘bakın ben buradayım, ben de gazeteciyim’ dedirtmek için zamansız zamanda ve daha meydanda seçim yokken, ki geçim şu sıralar ülkenin ve kişilerin gündeminde olan mesele, kalkıp da gelenin keyfi için geçmişe, birilerine, bir partiye zarar vermeyi düşünmek, gazetecilik değil, olsa olsa soytarılıktır!
*

Zaman zaman birilerinin bir paylaşımını bizlerin de sayfasına istemeden, farkına varmadan koyduğumuz olmuştur. Ben de bu hataya düştüm birkaç kez. Baktım ki tetik kokuyor, dikkat ettim, edem kılıçları kuşanmış, birini, bir kurumu biçecek, imhaya çalışıyor, dostların da uyarısı ile kaldırıveriyorum.

İstemeden, farkına varmadan bu hataya düşenlerden biri olduğumu itiraf etmeliyim.

*

Özetle kendini göstermek, ‘ben buradayım, ben de gazeteciyim!’ dedirtmek adına imalat artıkları, altı astarı olmayan ve meydanda fol yok yumurta yokken piyasaya çıkıp kurumları ve insanları yıpratmak etik değil.

Değişim ve dönüşüm tamam da, her şeyin bir vakti var. Sonra, buna karar verici olan sen-ben değil, siyasi iradedir.

Hangi partide olursa olsun! Eleştirinin de bir ahlakı, namusu var!