Bilirsiniz, gizli kapaklı işleri sevmem. Kitabı ortasından okur, eleştiriyi-yorumu dibinden yazar, sözün can alıcı noktasından konuşur ve de damardan girerim. Hiçbir parti ile göbek bağım yok. Bağ deyince üzüm bağını bilirim, ayakkabı bağını bilirim.
Eyvallahsız cinsin tekiyim!
*
Kıymetli Başkanım;
İnsan evladı yanınıza, karakterinize, beyefendi duruşunuza, iyi bir avukat oluşunuza ve iyi bir aile reisi olduğunuza kefilim. Herkes gibi.
Ama siyasi iradeyi ve gücü elinde tutan, ülkemin en büyük, en köklü partisi, ki lideri, Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan (Allah ömrünü uzun eylesin) gibi bir liderin başında olduğu partinin il başkanlığınıza kefil değilim.
Sadece ben değil, mensubu olduğun partinin üyeleri, hatta en yakınlarınız ve kamuoyu bile aynı düşüncede. Basın tümden aynı kanaatte.
Siz bakmayın yüzünüze karşı söylenen övgü dolu sözlere, ‘büyüksün başkan!’ yalakalıklarına, sosyal medya artıklarına para verip aleyhine haber yaptırıyorlar. Kuyunu kazıp algı yaratıyorlar, ‘gitmeli, değişmeli’ kıvamında algı yaratıp, çirkin operasyon çekiyorlar. Bu da kamuoyunda karşılık bulmuyor desem yalan söylerim.
*
Bir kere, siz Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan’ın temsilcisiniz. Yok demeyi, hayır kelimesini, no karşıtını, ‘imkanı yok!’ tepkisini göstermezseniz, her talebe, her isteyene evet derseniz, kusura bakmayın, gelenekçilerin ve yenilikçilerin arasında sıkışıp kalırsanız, milletvekillerinin arkasında emanetçi gibi durur, boynunuzu bükerseniz, onların sanki danışmanı imiş gibi duruş sergilerseniz bu algıyı daha büyük halka haline getirirler, nitekim bunu da başarıyorlar.
*
Hayır deyin, olmaz deyin, masaya yumruğunuzu vurun, varsın masaüstündeki kül tablası yere düşüp kırılsın, varsın su bardağındaki su dökülsün, varsın masa üstündeki çiçek devrilsin, fakat sizin iradeniz, gücünüz ve büyük karakteriniz heba olmasın!
*
Milletvekilleri olmadan dışarı çıkmıyorsunuz. Saklamalık gelin gibisiniz! Dışarı çıkın biraz, halkın arasına inin, esnafı dinleyin, TOKİ konutlarında sıkıntı var, köy evleri rezalet ötesi, muhtarlarla bir araya gelin, onların köyüne, evine gidin! Basın camiasını, spor camiasını ihmal etmeyin!
Halka rağmen siyaset yapılmayacağını en iyi bilenlerdensiniz. Sayın Cumhurbaşkanımın tavsiyeleri yerine getirseniz, büyürsünüz, güçlenirsiniz. Ama yok, bakıyorum, koltuktan kalksanız sanki biri gelip oturacakmış gibi bir hisse kapılıyor, zamkla yapışıyorsunuz.
*
Çıkın odalardan, çarşıya, pazara inin, halkın talep ve şikâyetlerini dinleyin! Milletvekillerini dinlemeyin, onlara bir şey anlatmayın! Anlatsanız, notlarınızı iletseniz de onlar kendi havasında, derdinde.
Onların niyeti, derdi ilk seçimde yeniden nasıl kadroya girerim, yeniden nasıl korner çeker, penaltıyı gole çeviririm hesabında. Daha şimdiden hangi belediyeye çökerim, nerede bilmem kaç dönümlük alanı çeviririm, sıralamanın kaçıncı sırasında yer bulurum planı içindeler.
Maraş çok da umurlarında değil, vallahi değil, billahi değil.
*
Kıymetli başkanım, sevgili Muhammet Burak Gül;
Dost acı söyler ama doğruyu söyler. Kendiniz olun, kimsenin çantasını taşımayın, sayın Cumhurbaşkanımız dışında kimsenin önünde el-pençe divan durmayın! Vatandaşı, halkı ihmal etmeyin, sorunları ile hemhal olun!
Sayın Başkanım, el öpmekle ağız kirlenmez!
Sana abi tavsiyesi, geri planda durma. Bu şehrin hafızası, cesaret ve feraset sahibi sayın Fırat Görgel ile el ele verin, bırakın koltuğu, yardımcılarınız ilgilensin gelenlerle, siz şehrin toparlanması, yaraların sarılması için vatandaşın arasında olun, gerçekleşmeyecek duaya amin demeyin, yok demesini bilin, insanların hayır duasını alın!
Size ne fayda varsa sayın Fırat Görgel’den var. Diğerlerinin kendilerine hayrı yok, memleketine de. Toplumda karşılıkları da…
Gözlerinden öperim!