Merhum Levent Kırca’nın ‘Olacak o kadar’ parodilerinden esinlenerek yazıyorum, yazarımız Derya Purlu’nunda dediği gibi, dünya 3 günlük. Bugünü yaşamaya bakın diyor bilge kimseler. Ne yeniden yaşamak mümkün, ne de yaşadıklarımızı silebilmek. Önemlisi, karanlık içinde doğru yolu bulabilmek.

Tabi siyasiler müsaade ederse.

Köprüler vardır, altından araçlar da geçer, ırmaklar-dereler akar, üstünden trenler de ve insanlar da geçerken, en güzel köprünün gönüller arası kurulanı olduğu fikrinde birleşir herkes.

*

Göz vardır ya açık olur, ya kapalı. En güzel göz, her şeye sevgiyle bakandır. En güzel ırmak, dost bahçesine akan, hakiki sevenlerden hidayete erenlerden, günahları af edilenlerden olmak en güzeli şu mübarek ramazan ayında.

Biz ki, büyüklerimizden şunu öğrendik; eğilirsek çok kapıdan geçeriz belki, fakat bize dik durmak yakışır, onu seçeriz. Bana sorarsanız, iki şeye eğilirim, biri bizleri ve yeryüzünü Yaradan’a, diğeri de yere düşen ekmeğe.

Üç kez öpüp başıma koyduğum kutsal nimete.

Bayrağıma toz kondurur muyum, asla! Benim onurum, nişanem kırmızı beyaz Albayrak. Kırmızı çizgimiz Türkçesi.

*

Gamı kasveti bırakın! Çevremiz ateş çemberi. İran ABD’ye, ABD İran’a saldırıyor. İsrail zaten maşa, zaten kullanışlı günah. Olan masum yavrulara oluyor! Amerika’nın manyağı, çılgını, delisi Ortadoğu’yu ateşe verirken, olanı biteni seyrediyor, haber kanallarının başından ayrılmıyor gözlerimiz.

Dileriz barış olur, dileriz savaşlar biter, dileriz çocuklar, masum vatandaşlar hayatını kaybetmez, Ortadoğu’ya barış ve huzur gelir!

*

Dedim ya, gamı kasveti bırakın. Ahmak çabalar, iş olacağına varır!

Bakın, ünlü şairimiz Arif Nihat Asya ne güzel söylemiş şiirinde…

Adamlar bilirim, sönük,

Adamlar bilirim, çürük,

Adamlar bilirim rozetleri,

Yüreklerinden büyük

*

Adamlar bilirim, anlamamış,

Anlamayacak ne olduğunu.

Adamalar bilirim dolduramamış,

Dolduramayacak koltuğunu.

*

Adamlar bilirim, yamuk, eğri,

Adamlar bilirim, maskara…

Adamlar bilirim, elleri,

Eldivenlerinden kara…