Soruya bak, hizaya gel.
Gül bile mevsiminde açarken ve daha güzelken, kalkıp da ‘enflasyonun mevsimi olur mu?’ sorusunu sormak abes kaçmıyor mu sizce. Tamam, doğumun mevsimi olmaz ama bir ağaç dikmenin mevsimi olduğunu, bunun da iklimle alakalı olduğunu bilmeyen kaldı mı?
Yahu bırakın ağacı, bırakın enflasyonu, aşkın bile bir mevsimi varken, asmaları budamanın mevsimi yaşanırken, çiçekleri bile sulamanın bir zamanı varken, ne alaka enflasyon!
Fakat ne kadar acı ki, hele hele ülkemizin en dürüst, en güvenilir kurumu olan TÜİK bile enflasyonu mevsimle alakadar kılarken, bu ülkede sadece gelinlik giymenin bir mevsimi yok!
*
Bir kere, ülkemizde enflasyon tartışmaları neredeyse mevsimsel hale dönüştü. Enflasyon, en çok da Aralık aylarını seviyor her ne hikmetse ve bu sevgi nereden geliyor, kaynaklanıyorsa! Allah razı olsun TÜİK denen en güvenilir kurumdan, kış gelir fiyatlar artar, yaz gelir geçici rahatlama olur, sonra aynı hikaye yeniden sahnelenir.
Büyüklerimiz de bunu ‘hava şartları’na bağladığında, benim de içimden nelerin geçtiğini size söylesem, beni zindana atarlar!
Üretim planlaması zayıf olunca, enflasyon da aşk gibi mevsimsel hale geliverdi.
*
Dini ve milli bayramları kutlamanın mevsimi yok, zira her yıl ramazan dahil bayramlar 10’ar gün beriye geliyor. 10 yıl önce Temmuz ayında kutladığın ramazan, bu yıl Şubat ayına denk geliyor. Mevsimle alakası yoksa da bir dini vecibe, bir milli kurtuluş günü olması hesabiyle önemli, anlamlı ve kıymetli.
Kediler bile bu mart’ı bekledi.