Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı, hukuk adamı Feti Yıldız’a ait başlık.

Bazı adam kılığında gezenlere bakıyorsun, adamlıkla alakası yok yaptıklarının, söylediklerinin, eylemlerinin… Nereden baksan ahmakça, nereden baksan tutarsız, nereden tutsan elinde kalıyor!

Tamdan vazgeçtik, yarım zaten değil, çeyrek bile olamayacak kapasite yoksunu kimseler bunlar. Gazeteci mi dersiniz, siyasetçi mi, belediye başkanı mı, esnaf oda temsilcileri mi, yoksa tabela partisi, derneği veya vakfı başkanları mı? Genel ifadenin içinde olmayanı bulamazsınız. Yani yok, yok…

*

Biz basın mensuplarını temsil eden, daha açık ifade ile ettiğini düşünen derneklerimiz var. Nereden baksan sayısı 7-8’i bulur. Nereden baksan hepsinin de 30’un, 40’ın ve 50’nin üzerinde üyesi varken, bir çatı altında, tek bir dernek çatısı altında toplanmaları, birleşmeleri istendi, beklendi ama hep söylemde, hep sözde kaldı.

Allah esirgesin, içinde uluslararası olan genel başkanlarımız da var!

Üyeler içinde meslekten olan da var, olmayanlar da. Şişirilmiş bir kadro. Belki bazılarının herhangi bir derneğe kaydının olduğundan haberi bile yoktur! Ama edem gazeteci mi, valla gazeteciymiş! Memlekette gazeteci enflasyonu yaşanıyor.

Birleşme söz konusu olunca, dudak ucuyla, ‘peki, olur, mümkün!’, iki adım ileri atınca, ‘olmaz canım, mümkün değil’ yan çizmeleri.

Oysa kamuoyunun da beklentisi bu yöndeydi. Zaman zaman şunu da deri, derler de; ‘Amerika ile Rusya bir araya gelir, bizdeki derneklerin bir araya gelmez, bir çatı altında birleşme şansı, mümkünatı yok!’

İhtimal bile edilemez.

Çünkü kimse ‘başkan’ etiketini bırakma niyetinde değil. Eh, kime deseniz, onun da hoşuna gider. Fakat mesele o değil, yaptırım, güç ve temsil meselesi mesele olan. O sihirli etiketi, o insanın duygularını okşayan ünvanı bırakmak istemiyor kimse.

*

Havaalanına uçak inememe rezaleti neredeyse rutin hale geldi. Pilotlar neyimizi beğenmiyorlarsa, oysa ne güzel Ilıca’mız var, harika manzaralı Başkonuş Yaylamız var, kayak sporu merkezi gösterilen Yedikuyular’ımız var, termal kaplıcalarımız var.

Dünya markası dondurmamız var.

Pist engel dediniz, uzatıldı, hatta sonunda 60 metrekarelik bir alan daha piste ilave edildi. Sezal’lara ait akaryakıt istasyonu vardı kavşakta, ‘inişlere mani oluyor!’ dediniz yatılı bölgeden yer karşılığı (takas) onu da kaldırdınız.

Çok tartışılan, konuşulan ve eleştiri alan ILS cihazı yok dediniz, inanan çıkarsa onu da taktınız, eee, geriye ne kaldıysa, uçaklar yine inemiyor, sık sık rötar yapıyor, kalkamıyor, say babam say!

Sonra da eleştirilince, ‘daha bu rezaleti ne kadar çekeceğiz, bu rezalete daha ne kadar dayanacağız!’ diye isyan edildiğinde, çemkirmekten başka bir şey yapamayan siyasi irade, kaçak güreşmeyi alışkanlık haline getirdiğinden, beylik cümlelerle geçiştirmeye çalışıyorlar.

Sahi kaç milletvekili var bu şehrin, iktidarın; 5 artı 1=6, muhalefeti say; 2.

Yahu ittifak ama sayın Doç. Dr. Zuhal Karakoç bile sizi eleştiriyor, şehrin sorunlarına değiniyor mecliste cesurca, delikanlıca, esnaf daha toparlanamadı, yerlerine taşınamadı, hâlâ konteynerlerde ekmek savaşı veriyor, kirasını ödemekte güçlük çekerken, oysa siz KOSGEB kredilerinin iptal edilmesi, ya da ertelenmesi ve mücbir sebep halinin uzatılması meselesinde bile ağzınızı açıp da iki kelime edemediniz! Ankara’ya sesinizi duyuramadınız!

Poz vermeye gelince Fotospor bile hızınıza yetişemiyor maşallah, süphanallah, hamdolsun, inşallah!

*

İlçe belediyeleri içinde, özellikle Andırın Belediyesi ve Başkanına eleştiri okları üzerine çevrilmiş vaziyette. Yoksa ne İsa’ya mı yaranamıyor, ya Musa’ya mı bilemedim, ya kendini ifadede sıkıntı çekiyor, ya kurumsal kimliğe halel getiriyor veya muhalefetin beklentilerine karşılık veremiyor olmalı ki, neredeyse her gün bir eleştiri, bir vurgun hali.

Dulkadiroğlu Belediyesi göz önünde olduğu için en çok tepki çeken kurum hallerinde. Zira Dulkadiroğlu balçık, çamur deryası, yollar köstebek yuvası, ne insanda hayır kalıyor, ne araçlarda. Zamanla yarışan vatandaşlar, 10 dakikalık yolu 60 dakikada alırsa, menzile varırsa şükrediyor.

Ama bilseler ki altyapı çalışmaları var. Altyapı olmadan üst yapıdan söz etmek mümkün değil. Ama olsun, müşteri hesabı, vatandaş her zaman haklı kardeşim! Kimse tahammül etmeyi, sabretmeyi düşünmüyor! Fakat Allah var, Başkanı Akpınar gayretli, iyi niyetli ve çalışıyor. Hem teknik, hem sosyal belediyecilik noktasında...

Afşin de öyle, Göksun’un diğerlerinden farkı yok, Türkoğlu desen günübirlik siyaseti iyi götürüyor, Pazarcık’da, ramazana atfen asılan afişlerdeki ‘Hoş geldin Ramazan ayı’ ifadesi şık düşmemişken, o ilçede adı Ramazan olanlar alınmışlardır diye düşündüm.

*

Nurhak’ı diline dolayan yok. Bizden 220 kilometre uzakta ya, gözden uzak olunca gönülden de ırak olmasa bile, İlhami Bozan ayağını yorgana göre uzatıyor, kıt imkânlarla hizmet vermeye çalışıyor.

Çağlayancerit de hakeza. Başkanı kendi halinde, usuletle ve suhuletle işi götürmeye bakıyor.

Kim kaldı geriye Elbistan. Muhalefet olduğu için orada da bir yıpratma kampanyası düzenlenmiş sanki. Millet eski başkanın ilçe vicdanına ters düşen uygunsuz icraatlarını konuşmaktan aynı soyadı taşıyan Başkana laf söylemeye zaman bulamıyorlar olmalılar ki, Erkan Bey durumu idare ediyor, ama çalışıyor hak için!

*

Eee, yazının başlıkla ne alakası var derseniz, ben bir ilinti, bir rabıta, bir bağ, bir alaka, bir mesafe bulamadım. Bulursanız bana da haber verin, olur mu?