Ramazanın sonuna yaklaşıyoruz. İftarlar, iftarlar. Ve nedense de hep ‘körler sağırlar birbirini ağırlar’ tadındaki iftar sofrasındaki buluşmalar, sanki bölgemizde yaşanan savaş gerginliği, bize de bulaşır mı korkusu kimsenin umurunda değilken, konuşmalarda beylik, buram buram yalakalık kokan cümleler, israf gırla giderken, liderlere bakıyorsun seçimden söz ediyor.
Yahu bu milletin öncelikli problemi geçim. Kimse vatandaşın neler çektiğini bilmek istemiyor. Herkes günü kurtarma derdinde. Siyasiler bir kere daha nasıl aday gösterilirim, başkanlar bir dönem daha nasıl eder de koltuğu korurum, gazetecisi nereden nasıl çarparım da üç-beş kuruş daha koparırım, esnaf ise siftahsız dükkan kapatmanın acısı ile yırtınırken, siyasilere bakıyorum her şey güllük gülistanlık.
*
Geçenlerde yazdığım ‘Maç bittikten sonra gol iptal edilir mi?’ başlıklı yazıma çok olumlu tepkiler alınca, devamında karar kıldım.
Aslına bakılırsa edilmez, edilmemesi gerekir de, netice itibariyle her şeyin bir kuralı, raconu var. Gerçi kurallar bozulmak, iptal edilmek, dezenformasyona tabi tutulmak için olsa da, VAR hakem heyeti bu meselede ne düşünür, ne karar verir, onlara güvenemediğim için açık kapı bırakıyor, ‘ihtimaller her zaman vardır!’ diyorum.
*
Bakıyorum, bazı siyasiler, muhtemel bir erken seçimde kendini 1. sıra milletvekili yerine koymayı kafasına koymuş olmalı ki, düne kadar bağırıp çağırmalarını unuttu, şimdi sus pus olmuş, adeta dilini yutmuşa dönmüş.
Herhalde işi garantiye aldı. Oysa bilmiyor ki garanti sadece banka adı. Sayın Cumhurbaşkanımız (Allah ömrünü uzun eylesin!) önümüzdeki erken veya vaktinde yapılacak genel seçim için kimseye söz vermez. ‘Git işine bak, sahada ol, çalış çabala!’ der geçer.
Liderliğin kuralıdır bu!
*
Futbolu seven, profesyonel olarak top koşturmuş birisi olarak bugüne kadar maça bittikten sonra golün iptal edildiğini ne duydum, ne şahit oldum.
Ancak maç bittikten sonra bir kural hatası varsa, en fazla takımın 3 puanı silinir, fakat ligden düşürülmez.
*
Günlük yazılarımız sitede yer alınca, takdir eden, teşekkürlerini gönderenlere kadar çemkirenler çıkıyor, kendi aralarında tartışır-konuşurken, tabi doğruları yazmak kimsenin işine gelmiyor, ‘yine bize sallamış!’ pişkinliği ile bu şehre bir değer katmayanlara bu sözüm.
Sustuğumuz yerden anlayan insanlar lazım bize. Soytarılar, şarlatanlar değil. Diyorum ki; fazla kelam ömre ziyan!
*
Son olarak şunu belirteyim de maraza çıkmasın; bizi, doğruları yazanları, düşünenleri, yorumlayanları eleştireceğinize biraz da gerçeklere kulak verin.
Kendi ayıplarıyla yüzleşmeye cesareti olmayanlar, çareyi temiz, art niyetsiz insanlara çamur atmakla bulurlar.
Çünkü mayasında sökük olanın karakteri dikiş tutmuyor!