Bir taşı çekersen gerisi gelir. Geldikten sonra da duvardaki o delik büyür, yaratacağı tahribat fazla olabileceği gibi, can kaybına bile sebebiyet verebilir.
Bendeniz siyasi partileri duvara benzetirim. Kiminin partisinin önü kalın surlarla çevrilidir, zannedersin Çin Seddi…
Ama günümüz dünyasında duvarlar bile yıkılıyor artık. Önce Rusya, sonra Almanya’da duvarlar yıkıldı, kalktı aradan, bölündüler.
*
Şöyle bir soru sorayım. “Partilerde çatlak var mı?” Çatlak dediysem kafadan olanı zannetmeyin, aklınıza getirmeyin!
Kimi partide iç çekişme, tartışma yaşanır, hatta zaman zaman bu kavgaya da dönüşebilir. Ya hasetliktendir, ya bir üste çıkma, gündemde fazla gözükme yüzünden olabilir, yetmez ama evet kiminde kol kırılır yen içinde kalır, kiminde ise yedi mahalle duyar.
*
Genel Başkanları sayın Müsavat Dervişoğlu’nun karakter olarak, bir siyasi parti temsilcisi olarak, duruşundan, ilkelerinden ötürü severim.
Yereldeki temsilcisi İl Başkanım sevgili Mustafa Bastırmacı’yı da. Siyasete emek verdi yıllardır. Beyefendi insandır, kalenderdir, insan ruhunu bilir, kimin kaç gıratlık siyasetçi olduğunu fark edecek kadar siyasi hafızaya sahip. İl Başkanı olduktan sonra partide çıta yükseldi. Derin siyasetçi vesselam.
*
Daha düne kadar Onikişubat İlçe Başkanı idi sevgili Hüseyin Gürbak. Nereden baksanız 30 senedir tanırım. Allah yalanı sevmez, insanlara partiyi sevdirdi, kendisi de canhıraş çalıştı, didindi. Fakat yüzbaşının atını geçmiş olmalı ki, birileri ‘orada dur bakalım!’ dedi ve görevden el çektirildi.
Bundan sonrası genele şamil, siyasette çok ileri gitmeyecek, çizmeyi aşmayacak, büyüklerin bir adım önünde gitmeyeceksin. Adamı ‘haaammm’ diye yutarlar valla!
Sevgili Gürbak da böyle bir nedenle gönderilmiş olabilir. Üzüldüm yalnız!
*
Duvardan bir taş düşerse…
Bir delik açılır ve belki de düşen taşı bir başka ataş takip eder. Tabi delik büyür ve belki de yıkılır.
Yıkılırsa altında kim kalır, onu da ben düşünecek değilim!