Söylemeyin, çünkü o beni hâlâ gazeteci biliyor. Her ne kadar kaldığı yerde telefonlar çekmiyorsa, çekim alanı dışında yaşıyorsa (Şeyhadil) her ne kadar söyleseniz de inanmayacak. Bilmez mi kara oğlunu, bilmez mi evinin ilk göz ağrısını.
Fakat duyar, yerin kulağı var diyorsanız, yazmak zorundayım her şeye rağmen.
*
Depremden sonra toplumun ahlakı, milli ve manevi değerlere bakış açıları, yozlaşan kültüre, kaybolan geleneklere pek rastlanmıyor. Hukuksuzluk, haksızlık, hırsızlık, aşırı hırs ve öfke patlaması meğer içimizde varmış da, depremden sonra dışarı vuruca, toplumdaki tahribat da fazla oldu, rahatsız etmeye başladı.
Kul hakkı, Allah korkusu da sizlere ömür!
Ahlaki değerleri yerle yeksan eden bu zihniyeti kesin olarak kabul etmiyorum, reddediyorum. Yani mutlak butlancı olduğumu bu bölgede ilan ediyorum.
*
Yazarımız sayın Zahide Koska bir paylaşım göndermişti geçenlerde. Zıvanadan çıkan, toplumsal değerleri hiçe sayan, insanları itibarsızlaştırmaya, yargısız ince kadar varan sözüm ona gazetecilik adı atında sosyal medya hesaplarından insanları linçe yeltenen trolleri, imalat artıklarını, isterseniz içine kaşarlanmışları da ekleyin fark etmez, bir butlancı olarak reddediyorum.
*
2027'nin Mayıs ayında muhtemelen bir erken ya da bu yılın Kasım ayında yapılacak bir baskın seçimden söz ediliyor. Genel ve yerel seçimlerin de aynı ay içerisinde yapılacağına dair iddialar havada uçuşurken, mevcut milletvekillerine olan güven tükenmiş, bitmişti. Vatandaş Ankara’dan gelecek ithal milletvekillerini istemiyor.
Şehri bilen, şehir içini başarı hikâyesi azabileceğine inandığı milletvekillerini ve belediye başkanlarını kendilerinin belirlemesini istiyor, dayatmayı kesinlikle ve mutlaka kabul etmiyor. Bu şehirde doğmamış, büyümemiş, Şeyhadil’de ziyaret edip bir fatiha okuyabileceği yakını bile yokken, toplumda geçerliliği ve karşılığı olmayan kimseleri istemiyor bu şehir. Hem de baştan itibaren.
Bir mutlak butlancı olarak ben de...
*
Birkaç gündür kaçak villalar, köylülerin haklı isyanı, tepkisi, tarım arazilerini ve ormanlık alanları işgal etmeler üzerine haberler ve yazılar gırla giderken, devlet malına çökenleri, haksız kazanç edinmek isteyenleri, devletin iyi niyetini ve gücünü istismar ederek bireysel çıkar sağlamak isteyen fırsat düşkünlerini baştan yok hükmünde sayıyorum.
Bu meselede bir mutlak butlancı olarak sevgili Serdar Bursalı’nın yazısının altına imzamı atmıştım.