Zaten kirliydi, zaten çirkindi, bu saatten sonra OMO ile yıkasan, çamaşır suyu döksen, hatta yumuşatıcı da kullansan nafile.
Ve bu yüzden Türkiye’de siyaset uzun zamandır sert yüzüyle her geçen gün daha da geriliyor. Eleştiriler ağır, tartışmalar hararetli ama Son yıllarda yaşadığımız şey sert siyasetin ötesinde: siyasetin ve siyasetçi dilinin çöküşü.
Bugün siyasetçilerin ve onları destekleyen medya organlarının kullandıkları üslûp, entelektüel tartışma dili olmadığı gibi… Halkın gündelik hayatında kullandığı sokak dili bile değil…
Bu dil daha da kötüsü.
Bu, ancak vasatın çok altında insanların kullanabileceği ve yine ancak.
Vasatın çok altında insanların alkışlayabileceği bir dil çünkü:
*
Bu dilde fikir yok, Çünkü bu dilde argüman yok. Çünkü bu dilde ikna etme çabası yok. Çünkü bu dilde sadece: Hakaret var, aşağılamak var, düşman üretmek var.
Oysa siyaset dediğimiz şey düşman üretme sanatı değil, bir toplumu birlikte yaşatabilme sanatıdır.
Bir ülkede siyasetçiler rakiplerini düşman gibi görmeye başladığında toplum da ikiye bölünür,
Siyasetçiler birbirlerine hakaret ettikçe toplum da birbirine hakaret etmeye başlar. Kılavuz ve karga meselesi. Güya topluma örnek olacaklar, güya roll modeller.
Siyasetçiler birbirlerine düşman oldukça toplum da düşmanlaşır. ‘Düşman kardeşler’ filmi sık sık vizyona giriyor bu yüzden ve bilmem kaçıncı kez izleniyor ekranlarda.
*
Demokrasi nasıl bir rejimdir?
Bugün Türkiye’de yaşanan gerilimin önemli bir kısmı işte bu dil yüzünden hakaret eden siyasetçi, alkış toplayabilir. Bağıran siyasetçi, bir süre dikkat çekebilir ama bu dil hiçbir topluma huzur getirmez. Kendileri de huzur bulamıyorlar zaten.
Çünkü hakaret; siyaseti, uzlaşmayı öldürür. Oysa demokratik siyaset uzlaşma sanatıdır. Demokrasi, birbirinden nefret edenlerin değil, birbirine katlanabilenlerin rejimidir.
Türkiye’nin bugün en çok ihtiyacı olan şey: Yeni bir ideoloji değil, yeni bir parti değil, yeni bir slogan değil. Türkiye’nin bugün en çok ihtiyacı olan şey: Yeni bir siyasi dil…
*
Bu yeni dilde hakaret değil eleştiri olmalı, bu dilde düşmanlık değil rekabet olmalı, bu dilde nefret değil akıl olmalı.
Çünkü siyaset dilini değiştirmeden ülkenin iklimini değiştiremezsiniz.
Sözümün özü ede, kavga dili barış üretmez, hakaret dili uzlaşma üretmez, aşağılama dili demokrasi üretmez.
Türkiye’nin geleceği için yapılması gereken şey çok açık: Siyaseti çirkinleştiren dilden kurtulmak.
Çünkü bir ülkenin siyaset dili ne kadar kirlenirse, toplumun ruhu da o kadar kirlenir. Gerçi toplum ruhunu da kaybetti, geleneklerini de, milli ve manevi değerlerinde. O bakımdan ruhsuz bir toplum olup çıktık!
*
Ve unutmayalım:
Bir toplumun seviyesini sadece ekonomisinin büyüklüğü değil, siyasetinin dili de belirler.