Devamını getirecek olursak; bildirirler haddini…
İlkyazım için çok olumlu tepkiler aldım. Hayırlı olsun diyenler, devamını getir diyenler, arkası mutlaka gelmeli, madem başladın, sürdürmen lazım diyenler çok olunca, baktım devam ettirmek, sürdürmek farz oldu.
Bir de…
İlk yazımda, (Sen benim kim olduğumu biliyor musun?) sözünü ettiğim, imaya çalıştığım, dengesiz adamın kim olduğunu merak edenler de çıktı. Sözüm ona okumuş, üstelik de doktor çıkmış, tamamen seviyesiz ve dengesiz cahil adamın adını öğrenseniz ne yapacaksınız, öğrenmeseniz ne…
Adam olmadıktan sonra…
Terbiyesiz insana, duyarsız ve tepkisiz kimseye, hiçbir şey olmadığı halde, kendini bulutların üzerinde zanneden basit ve sığ adamlara, ben yaptım oldu bitti, ben ne dersem o olur, diyen zırtapozlara haddini bildireceksin kardeşim.
Bildirmezseniz, kendini bazı güçlerin üzerinde gören, mesleğini ve kariyerini silah-kalkan olarak kullanmaya kalkışan okumuş cahiller, susarsan sıranın da sana geleceğini bildiğinden, gerekli dersi almadığı müddetçe, daha çok şımarırlar, daha çok kudururlar!
Benim öyle uzun yazı yazacak kadar ne zamanım var, ne gücüm. Sitemizin patronu sayın Mehmet Fiskeci ısrar ediyor da kıramadım, dayanamadım, yazmaya karar verdim.
Çünkü, Mehmet ağabeyimizi kırmak, üzmek hiçbir zaman aklımdan geçmez, geçmedi…
O nedenle diyorum ki, yazı kısa oldu, bundan sonra da böyle. Aydın havası gibi yani.
İdare edin! Bir sonraki yazıda buluşmak ve görüşmek üzere…
By, by!…