Partili partisiz, şehirlisi, köylüsü fark etmiyor, herkes eleştirmeyi seviyor. Ama tahammül sıfır.

Adam hayatında stadyuma gidip bir maç izlememiştir, televizyon açıp bir takımın veya gönül verdiği renklerin maçını seyretmemiştir, fakat öyle bir yorum yapar ki, zannedersin kırk yıl yeşil sahalarda top koşturmuş, zannedersin ki adam Erman Toroğlu.

Bir partiye üyeliği bile yok. Kapısının, kaldırımın önünden geçmemiştir, şehrinin siyasi parti başkanını, milletvekilini, belediye başkanını tanımaz, fakat öyle bir yorum yapar, öyle bir eleştirir ki seni, ağzından çıkan sanki mermi, dili sanki keskin kılıç.

*

Hele şu televizyonlara çıkıp, alanına giren girmeyen meselelerde öyle yorumlar yaparlar ki, zannedersin iletişim uzmanı, zannedersin uluslararası siyaset akademisinin mezunu, zannedersin siyasetin kitabını yazmış, akıl almaz yorumlar yapar, üstelik de ağzından çıkan her kelime, her cümle için çıktığı kanaldan üç-beş kuruş almadan zaten ağzını açmaz, çoğu zaman saçmalar durur, söylediklerine kendi inanmadığı gibi, vatandaşı, dinleyeni salak yerine koyar, konuşur da konuşur mübarek!

Zaten para vermezsen bırak ekrana çıkmayı, ağız dolusu yorum yapmayı, o kanalın kapısının önünden bile geçmez.

*

Biz siyaseti severiz. Yalnız baştan yazayım, maraza çıkmasın. Bu yazıda bir parti yok. Yazı genel. İşine gelen, canı çeken, ihtiyacı olan kendine pay çıkartır.

Bir partiye gönül vermişizdir. Lidere sadığız, partinin amblemi hoşumuza gitmiştir, şehrimizin başkanı da Allah var yakışıklı, donanımlı birisi.

Milletvekili desen, bir de gazeteciye laf atarlar, ’dürümcü’ diye. Nerede boş beleş iş var, açılış var, iki ayak da ödünç alıp koştururlar.

Onlara oy verenlerinde aklı gider. Bilmeden alkışlar, tanımadan başına taç eder, farkına varmadan yüreğine nakış nakış işler, oy verdiği partinin ruhunu, rengini, kokusunu ve dokusunu araştırmadan körü körüne peşinden koşar.

Yani, sahne ışıklarını sever de, sahnelenen oyunun ne olduğunu bilemez. Komedi mi izledi, trajedi mi anlayamaz. Sahneye konan oyunun senaryosu kime ait, oyuncuları nasıl insanlar, hangi meşrepten, hangi cenahtan sorup soruşturmaz bile.

*

Güya elinde nereden baksan 80 bin liranın üzerinde akıllı telefon var, tik-tok izlemekten partisini araştırmayı, soyunu sopunu öğrenmeyi düşünmez.

Başkana körü körüne tabi olurlar.

Lidere-genel başkana, milletvekiline, başkanına bilinçsizce gönül verirler, sadakatini her yerde, her fırsatta dile getirdiği gibi, cebinde ne varsa harcar, zamanını tüketir, ama kime ve kimlere hizmet ettiğini anlayamaz ömür boyu.

Parası çoksa, kaz gelen yerden tavuk esirgenmez misali, geleceği için, işlerini rayına oturtmak, büyütmek, yani çıkarı için belki adamın altına son model araba bile çeker.

Bunlara partici derler bizde.