banner1451

Gazeteci-yazar Ayşe Sucu hanımefendiden aldım bu başlığı ve yazının bazı bölümlerini. Aslında yazı yazacak zamanım yok, işim başımdan aşkın iken, okuduğum yazı ilgimi-dikkatimi çekti, sizlerle paylaşma gereği duydum.

*

Son tahlilde insanlık tarihi, zaaflarına ve öfkelerine teslim olanlar ile onlarla mücadele edenlerin tarihidir. Bundan dolayı olmalı ki dini, felsefi ve ahlaki öğretiler nefse galebe çalan duyguları terbiye etme üzerine sistemlerini kurarlar.

İnsan tek düze bir ömür sürmez; kazanmak ve kaybetmek yaşamın doğası gereğidir. Acı ve mutluluk birbirinin mütemmim cüzleri yani bütünün parçalarıdır. Bu durum hayatın doğal ve tabii akışıdır. Ancak Kâbillerin ve Firavunların eline gücün geçmesiyle tüm dengeler alt üst olur. Kendi inançlarını ve yalnızca kendi düşüncelerini kutsayanların dünyasında cennete yer yoktur. Onlar dünyayı cehenneme çevirmekten haz alırlar.

*

Demem o ki çoğu zaman insanlığını yitirmiş şiddet sevdalıları dünyanın gidişatında belirleyici olurlar. Toplumların yönetiminde etkin ve yetkin konumlarda yer almış bu kişilerin aldığı kararlar, bazen kendi toplumlarının bazen farklı ülkelerde yaşayanların bazen de tüm insanlığın felaketine zemin oluşturur. Ne gariptir ki bir kişinin veya birkaç kişinin aldığı bir karar, binlerce insanın yok olmasına sebep olur.

İnsanın havsalası almıyor; doğa ve doğada yaşayan tüm canlılar firavunlaşmış, kendi benliklerini tanrılaştırmış hasta tiplerin elinde oyuncak. Ve yine ne gariptir ki milyonlarca insan bunları seyretmekle meşgul. Dün böyleydi bugün de öyle. Önce Ukrayna, peşi sıra Filistin toprakları ölümün, acının, feryadın sessizliğine terk edildi.

İnsanlık inkişaf etti, güya. Bilim ilerledi, sözüm ona. Lakin cehaletin kıskacında insanlık can veriyor... Zihinler cehalete tutsak... Doğa cehalete teslim...

Cehalet bilgiyle yok olmaz; bilginin irfan ikliminde yeşermesiyle yok olur.

*

Sokakta, sahada, sporda, evde, okulda şiddetin her türlüsü yaşanıyor. Kendine en çok yakışan nezaheti, nezaketi, zarafeti ve muhabbeti unuttu insanlık. “Ben” duygusunun zirve yaptığı siyasette üslupsuzluk kol geziyor. Meclis kürsüsünde konuşan bir vekili dinlemek, sıradan bir norm, her insanın göstermesi gereken bir davranışken, bağıra çağıra, hakaretler yağdırarak tepki gösterme meşrulaştırıldı! Adı da başarılı siyaset oldu!

Çirkinlik, utanmazlık ve şımarıklık; dili, sesi, sözü, dini-diyaneti, siyaseti, sanatı, sporu ele geçirmiş vaziyette.

Siyasilerin, akademisyenlerin, bürokratların, devlet erkanının, spor camiasının, kalem tutanların kısaca tüm ilgililerin bir “ahlak seferberliği” başlatma vaktidir. El birliği ile bu gidişata dur demek zorundayız. Evlatlarımızı ve bu milleti birazcık düşünüyorsak... Ve birazcık Allah korkumuz varsa, vesselam!

*

Doğrusunu söylemek gerekirse, sayın yazar hep konuştuğumuz, tartıştığımız, aklımızdan ve fikrimizden eksik olmayan gerçekleri öyle güzel bir lisan ile anlatmış ki, sizlerle paylaşmadan duramadım.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol