Sevgili hemşerilerim; sizlerle yaklaşık altı aydan beri dertleşemedik.
Hiç hesapta yokken, iki ayrı kanser hastası yakınımın tedavileri için, şehir dışındaydım.
Şehre döndüğümde ise mücadelenin yorgunluğu ile kalem dahi oynamak içimden gelmedi.
Neyse lafı uzatmadan, Allah’ın izni ve inayeti, doktorlarımızın desteği ve dostların duaları ile tedavilerde mutlu sona ulaştık, kanser gibi bir illeti yendik.
Sizlerden ayrı kaldığım altı aylık sürede köprünün altından çok sular geçti.
Ülke gündemi her gün baş döndürücü olaylarla çalkalandı durdu.
Arkasından renkli bir seçim süreci yaşadık.
Genç dinamik adaylar ile olgun karizmatik adaylar yarıştılar.
Son hesapta sandık sonucu tecelli etti.
Yeni başkanlar ve yeni meclis üyeleri seçilerek göreve başladılar.
Yeni seçilenlere başarılar diliyorum.
Fakat bir de gidenler var, 2009 yılında bu milletin vekâletini alıp hizmet etme sözü verenler, fakat bu sözü yerine getirmeden gidenler var.
İşte bunlara iki çift laf edeceğim, fakat yeni seçilenler de eskilere edeceğim lakırdıdan kendilerince ders çıkarsınlar demeden de geçmeyeceğim.
Bu şehrin kaynakları rantiyeciler tarafından adeta sünger gibi emilirken seyirci kaldınız.
İmar oyunları oynanıp tadilatlar mecliste önünüze geldiğinde, her ne hikmetse sus pus oturup itiraz dahi etmediniz. Bu rant oyunlarının adeta piyonu maşası oldunuz maalesef.
Bu işler olurken haydi iktidarın meclis üyeleri bir arada oy birliği içindeydiler.
Peki muhalefetin meclis üyeleri neden itiraz etmeyip oy birliği içine girdiler işte orasını anlamadım.
Aslında anladım da anlamazdan geliyorum.
İktidar meclis üyelerinden tanıdığım bir hemşerimiz ile bir araya gelip yapılan yanlışlıkları haksızlıkları anlatmaya başladığımda, bana cevap olarak : “Ben bu yapılan yanlışların vebaline ortak olmamak için meclis toplantılarına dahi katılmıyorum. Gelecek dönemde de aday dahi olmayıp geçmişte istemeden de olsa, ortak olduğum vebalden kurtulmak için kendimi ibadete vereceğim” demişti.
Hakikaten meclis tutanaklarını incelediğimde sürekli toplantıya katılmayan birkaç adaydan birisiydi.
Hoş halkın vekâletini alıp mecliste hakkın tecellisi için uğraşmak yerine, topu taca atıp dilsiz şeytan durumuna düşmek ne derece doğrudur, orasını da Siz okuyucuların takdirine bırakıyorum.
Belediye Meclisinde bu tip yanlış işler olurken, öte yanda Belediye içerisinde yuvalanmış menfaat grupları ve onların maşası durumunda, kanun kural dinlemeksizin, kapı kulu ya da emir eri mantığıyla işleri yürüten memur tayfasını da burada anmazsam eksik fotoğraf çekmiş olurum.
Kısaca özetlediğim bu yanlışlıklar zincirinin lokomotifi rolünde olan ve memleketin Başkan olarak 12 yılını heba eden, yılları heba ederken milyarlarca lira bütçeyi de ziyan eden Mustafa Poyraz’ı da önce adalete sonra yüce Mevla’ya havale ederken, bu karanlık dönem son bulduğu için şükürler ediyorum.
Aslında bu konuda çok detaylı ağır şeyler yazmam mümkün.
Fakat herkes kendine yakışanı yapar sözü gereği, ben kendime yakışanı yapmaya çalıştığım için kısa kesiyorum.
Ancak kimse yanlış anlamasın; Yapılan onca yanlış kimsenin yanına kar kalmasın diye, bana ulaşan bilgi ve belgeleri Devletin ilgili kurum ve kuruluşlarıyla, Savcılarına bildirmiş durumdayım.
Hülasa yeni görev almış tüm Başkanlara ve meclis üyelerine başarılar dilerken, naçizane görevlerini büyük hassasiyet içinde yürütmeleri gerektiğini hatırlatmakta yarar görüyorum.
Ayrıca şehrin bu günkü içler acısı duruma gelmesinde rol alan, problemin kaynağı kişilerle yola devam etmenin yarardan çok zarar getireceğini, denizcilerin tabiriyle safraları atılması gerektiğini. Daha açık bir deyişle çürük elmaların sandıktan çıkarılması gerektiğini dostane hatırlatıyorum.
Bu yazdıklarımı sağa sola çekecek çarpıtacaklara baştan söyleyeyim, öküzün altında buzağı aramanın kimseye faydası yok.
Makamların geçici olduğunu bilmeyen yok.
Fakat atılan her adımın, hem bu dünyada hem de ahirette hesabının sorulacağını baştan hatırlatmakta yarar görüyorum.
Yazıma burada nokta koyarken, Sizlerle Cahit Sıtkı Tarancı’nın ünlü otuz beş yaş şiirinin son mısralarını paylaşmak istiyorum.
…
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
e-posta: [email protected]