İstikametin Sabrı. İnsan bazen kazanmayı yanlış yerde arıyor…

Sesini yükseltince güçlü olduğunu, sertleşince etkili olduğunu, öfkeyle yürüyünce hedefe daha hızlı varacağını zannediyor… Oysa hayat bize başka bir hakikati öğretiyor: Şiddetle kazanılmaz… Ağırbaşlılıkla kazanılır…

Bir dava yürüyüşü, bir öfke yürüyüşü değildir…

Bir hedefe doğru yürüyorsanız, sizi yolunuzdan etmek isteyen çok olur. Sağdan çağıran olur, soldan çağıran olur… Alkışlayarak yoldan çıkaran da olur, saldırarak vazgeçirmeye çalışan da… İşte tam burada insanın karakteri ortaya çıkar. Gaza gelmeyecek… Etkilenmeyecek… Tepkisini öfkeye teslim etmeyecek… Çünkü istikametin bedeli, nefsini kontrol edebilmektir…

*

Şunu gördüm ki; insanlarla mücadelede en etkili yol kavga etmek değil, gönle girmektir…

Bağırarak susturabilirsiniz ama dönüştüremezsiniz… Korkutarak geri çekebilirsiniz ama kalpleri kazanamazsınız… Oysa hakikat sabırla anlatıldığında, en sert görünen gönüller bile yumuşar…

Bugün insanların birbirini anlamaktan çok suçlamaya meylettiği bir çağdayız… Sosyal medya mecralarında bir fikrin yükünü taşımadan kahraman kesilenler, karanlık odalarda öfkesini hakikat zannedenler, bir emeğin içinde olmadan sadece eleştirmeyi marifet sayanlar çoğaldı… Ses çok ama derinlik az… Gürültü çok ama hikmet eksik…

Fakat insan şunu fark ediyor: Her söze cevap vermek, her saldırıya karşılık vermek, her eleştiriyi büyütmek; insanı hedefinden uzaklaştırıyor… Çünkü kavga çoğaldıkça hakikat küçülüyor…

*

Peki çözüm ne?

Çözüm; insanı değiştirmeye çalışmak…

Kırarak değil, anlatarak…

Ötekileştirerek değil, kuşatarak…

Suçlayarak değil, farkındalık oluşturarak…

Çünkü insan çoğu zaman kötülüğünden değil, bilgisizliğinden yanlış yapar… Kendisine değer verildiğinde, doğru bir üslupla muhatap alındığında, hakikat samimiyetle anlatıldığında değişmeye başlar…

İsimler değişir… İnsanlar değişir… Makamlar değişir… Ama anlayış değişmezse mesele yerinde kalır… Bu yüzden mücadele kişilere değil, zihniyetedir… Ve zihniyetin dönüşümü de öfkeyle değil, hikmetle olur…

Belki de mesele tam olarak budur…

İnsanları yenmek değil, insan kazanmaktır…

*

Bu yolun adı istikamettir…

Sabırla yürümektir…

Hakaret karşısında savrulmamak, övgü karşısında şımarmamaktır…

Hedefe varıncaya kadar vakarını koruyabilmektir…

Nitekim Hud Suresi’nin o ağır yük taşıyan ayeti şöyle buyurur: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol…”

*

Ne sağa sapmak…

Ne sola savrulmak…

Ne öfkeye teslim olmak…

Sadece dosdoğru yürümek…

Çünkü bazen en büyük zafer, kavga etmeden kazanmaktır…