Çoktandır yazamadım, yazamıyordum. Hani derler ya, iş güç, telaş. Ama dünyanın işi, telaşı bitmiyor. Patronum Mehmet Fiskeci büyüğümü her gördüğümde başımı yere eğiyor, mahcup oluyordum yazamadığım için. Her ne kadar “Hadi müdürüm, yaz artık, çok ara verdin” dediğinde sesimi çıkartamıyordum.

Haklıydı.

Dünyanın telaşı, işi gücü bitmek bilmezken, aslında çok istesem de bir türlü fırsat bulamadım. Bir otursam, beş dakika zaman ayırsam başlayacağım da, işte o anı yakalamaktı bütün mesele.

Ancak, hafta içinde beni basın sektörüne dahil eden, beni bu mesleği sevdiren Mehmet Fiskeci büyüğümün gayretiyle Ahırdağı’ndaki devasa Türk Bayrağı gezisine gidince, o manzarayı yaşayınca, meslektaşım ve arkadaşlarımla o duyguları paylaşınca, “Tamam, artık yazmam şart oldu! Yoksa Mehmet abim beni topa tutar!” dedim içimden ve bilgisayarımın başına geçtim.

*

Gün öncesinden aradı, “Sakın unutma, KİMLİK ekibi olarak Ahırdağı’na gidiyoruz, gelmezsen olmaz!” deyince, bir anlamda emrivaki yapınca işi gücü astım bir tarafa, “Tamam, geleceğim” diyerek söz verdim.

Sitemizin yazarları da vardı. Bizi o ulvi bölgeye Onikişubat belediyesinin aracı ile götüren Onikişubat Belediyesi Kültür, Sanat ve Spor Şube Müdürü Muhammet Kılıçsallayan rehberlik etti. Alana gittiğimizde boyama ekibi dron ile boyama işini sürdürüyordu, tam üzerine varmıştık. Zaten vakit de akşam üzeriydi, fakat şehir sıcaktan bunalırken, insanlar buram buram terlerken biz Ahırdağı zirvesinde üşüdük.

*

Az değil, 1.800 metreli zirvedeydik. Hayret ettim, Mehmet Fiskeci büyüğümün performansına, o tırmanışına hayran kaldık.

40 bin dönümlük zirvede boyama sürerken, ekip bize bilgiler de veriyordu. Tanıdığım kardeşimiz Muhammet Kılıçsallayan, tüm çirkin iftiralara, asılsız ve mesnetsiz iftiralara rağmen aldırmadan işinin başındaydı ve seviyordu. Zamanının büyük bölümünü burada geçirmiş, özel hayatını bir tarafa bırakmış, kendini adeta Türk Bayrağına ve bu bölgeye adamış gibiydi.

*

Yerel anlamda her zaman önde ve zirvede olan, siyasetin kalbinin attığı yer olarak ünlenen maraskimlik.com’dan biraz uzak kalınca, ister istemez uzun süre ara verince, siteye yeni yazar arkadaşlarımız gelmiş. Kezban Taşın hanım ile tanıştık, Mustafa Arguz müdürümü zaten tanıyordum, Elife Ayva ve Zahide Koska kardeşlerim ile tanıştık. Bilal Evran abimizi de medyadan tanıyordum.

7-20

Hava temizdi, üşüsek de insanı rahatsız etmeyen sisli havayı bol bol ciğerlerimize çektik, enerji depoladık. Şehrin her yerinden görünen, şehrin simgesi haline gelen kırmızı beyaz bayrağımızın yanında olmak bizi, beni o kadar heyecanlandırdı ki, anlatmaya kelimeler yetmezdi.

Başta Mehmet Fiskeci büyüğüm olmak üzere, Müdürümüz Muhammed Kılıçsallayan Beye ve sitemizin kıymetli yazarlarına teşekkür ediyorum.